13 Mart 2009 Cuma

Kuşburnu

C Vitamini Ondan Sorulur!
Portakaldan bile daha vitaminli o. Yine de mütevazı , belli etmez kendini. Ama bir kez tattınız mı kopamazsınız lezzetinden. Bir tadın, kendine bağlar yavaş yavaş sizi. Vazgeçemezsiniz…
Kuşburnu ülkemizin birçok bölgesinde doğal olarak yetişir. İçeriğindeki mineral madde ve vitaminler bakımından gıda ilaç sanayiinde oldukça aranan bir bitkidir. Meyveleri C,P (Permeabilite), A, B1, B2, E ve K vitaminleri açısından zengindir. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır.
Kuşburnu meyvesi limon, domates ve elmadan çok daha fazla vitamin içerir. Marmelat, reçel, meyve suyu, bitkisel çay ve bebek mamaları yapımının yanı sıra, C vitamini bakımından yetersiz diğer meyve ve sebze sularının vitamince zenginleştirmesinde de kullanılır. Çiçek ve yapraklarından bitkisel çay yapılır. Ama marifetleri bununla sınırlı değil.
Kökleri çok derinlere kadar ulaşır. Kuraklığa dayanıklığı nedeniyle verimsiz alanların değerlendirmesinde ve erozyon kontrolünde kullanılır. Dikenli türlerini bahçenizi davetsiz misafirlerden korumak için çit bitkisi olarak kullanabilirsiniz. Park ve bahçelerde süs bitkisi olarak da yetiştirilir.
Onu Dinleyin ki sizi mutlu etsin
-Hemen hemen tüm iklim şartlarına uyum sağlar.
-Soğuğa karşı dayanıklıdır. Mayıs, haziran, temmuz aylarında da çiçek açtığı için dondan zarar görmez.
-Yükseklere çıktıkça çiçeklenme süresi uzar ve meyve kalitesi artar.
-Kökleri derinlere kadar indiği için kuraklığa dayanıklıdır.
-En iyi gelişimi nehir kenarlarında gösterir.
-Güneşi sever. Güneye bakan yerlerde meyve rengi, iriliği ve içeriğindeki C vitamini de artış gösterir.
-Toprak konusunda seçici değildir. Farklı toprak çeşitlerinde yetiştirebilirsiniz ama siz yine de kumlu, besin maddelerince zengin, gevşek toprakları tercih edin.
-Bir meyve içinde 20-40 adet tohum vardır. Ancak bazı türlerde ana bitkiden çok farklı özelliklere sahip tipler ortaya çıktığı için tohumla üretim tavsiye edilmez. Önerimiz çelikle üretim.
-Çelikle üretim için sonbahar sonunda ya da kış başında altı, dokuz milimetre çapındaki yaşlı dalları kesin. 15-20 santimetre uzunluğunda kesitiğiniz çelikleri demet halinde nemli kum ya da pist yosunu içinde tutun. Bu çelikleri önce nem geçirmeyen kağıda, sonra nemli gazete kağıdına, daha sonra yine nem geçirmeyen kağıda sararak buzdolabında muhafaza edin.
-İlkbaharda köklendirmeye alın. Aynı yıl, süren dallar kısmen sertleştiğinde, yumuşak odunsu çekirdekleri de uygun ortamlarda köklendirin.
-Fidan dikimi dönemi, sonbaharda ağaçların yapraklarını dökmesiyle başlasa da, kışı sert geçiren bölgelerde ilkbahar da dikilmesidaha uygundur.
Fidanı Dikerken
-Dikim çukurunu sonbaharda yağışlardan önce açın. Çukur 60*60 santimetre genişlik ve derinlikte olmalı. Yanmış çiftlik gübresi kullanın.
-Fidan dikilirken aşı yerinin ve kök boğazının toprak seviyesinden yukarıda kalmasına dikkat edin. Dikimden sonra çukurun etrafında çanak oluşturarak fidanın gerekli suyu almasını sağlayın.
-Dikim sırasında dayanak kullanmanıza gerek yoktur.
-Dikiminden sonra toprağı sıkıştırın. Can suyunu vermeyi ihmal etmeyin.
-Kuraklığa dayanıklıdır ama düzenli aralıklarla sulanmak ister. İlk birkaç yılında yağmursuzgeçen dönemlerde toprağı kontrol ederek 20-25 günde bir dört, beş kez sulayın.
-Uygun gübreleme, yeni sürgünlerin oluşmasını, bitki boyunu, meyve iriliğini etkiler.
-Kuşburnu bitkisi fazla budamaya ihtiyaç duymaz. Yeni sürgünler için yapılan hafif budama verimi artıtır.

Ağaçta Yetişen Çilek Koca Yemiş

En oyuncu ağaçlardandır o… Bir bakmışsınız salkım salkım beyaz çiçekler açmış, bir bakmışsınız sarı toplarla süslemiş dallarını. Hiçbiriyle kazanamazsa gönlünüzü dallar dolusu meyvesiyle çelecekler aklınızı…
Koca yemiş Arbutus, Fundagiller Ericaceae ailesinin çok yıllık bir üyesidir. Türleri arasında ağaçlar olduğu gibi, çalılar da mevcuttur. Anavatanı, Akdeniz Bölgesi ve Güney Batı İrlanda’dır. Her dem yeşildir. Ülkemizde Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz Bölgeleri’nde rahatlıkla yetişir.
Güzelliğe Güzellik Katmak
10-12 metre arasıboylanma yapar. Gövdesinin çok güzel olduğu söylenemez ama üzerinde o kadar eğlenceli oyunlar hazırlar ki size, gövdesine bakmanıza gerek kalmaz. Her mevsim ayrı güzeldir. Koyu yeşil yaprakları dekoratiftir. Çiçekleri çan şeklinde beyazdır. Kümeler halinde, sonbahar ve kışın belirirler. Çiçeklerle aynı anda dallarda meyveler de vardır. Geçen seneden kalan meyvelerin gösteriş zamanı da yine sonbaharda başlar. Çileğe benzeyen meyveler, yeşilden sarıya son olarak da kırmızıya dönüşür. Bazı bölgelerde ağaç çiçeği olarak da bilinir. Yenebilen meyveleri, çilek kadar lezzetli olmasa da seveni çoktur. Ama siz sevmeseniz bile kuşlar ona bayılır. Onları bahçeye davet etmek için iyi bir ikramdır.
Ne Sever?
Humusca zengin, geçirgen toprak onun için idealdir. Güneşli yerleri sever. Dona ve rüzgara karşı korunmak ister. Yalnız başına güzel bir görüntü verdiği gibi öbekler halinde de kullanabilirsiniz. Dikimi yaparken yanlara doğru da gelişim göstereceğini aklınızdan çıkarmayın. 3-4 metre kadar yayılım yapar. Aralarında mesafe bırakmaya özen gösterin. Yarı gölge, aydınlık bir alana dikim yaparsanız onu mutlu edersiniz. Su ihtiyacı fazladır. Kontrollü olarak, toprağı kurumayacak biçimde sulamanız gerekir. Mayıs ayından eylüle kadar haftada bir gübre vererek güçlenmesini sağlayabilirsiniz. Soğuğa dayanıklıdır. Kış aylarında köklerini korumaya çalışın. Bunu kuru yapraklarla yapabilirsiniz.

İğde ağacı

Mis Kokulu İğde…
Yaprakları rüzgarla dans eden iğde ağacı, tüm zerafetiyle yaz akşamlarında bahçelerde enfes kokular yayar. Ülkemizin hemen hemen her köşesinde yetişir.
İğde, İğdegiller Elaeagnus ailesinin bir üyesidir. Avrasya kökenlidir. Kışın yapraklarını döker. Çalı veya ağaç türleri vardır. Uzun ömürlü değildir. 60-80 yıldan fazla yaşamaz.
Tanışma Zamanı
Ağacın sürgünleri genelde dikenlidir. Tomurcuk küçük ve kısa saplıdır. Yaprakları dar, şerit halinde, tam kenarlıdır ve gümüş renkli tüylerle kaplıdır. Haziran ya da temmuz ayında çiçek açar. Çiçeklerin dış tarafı gümüşi beyaz, iç tarafı da sarı renktedir. Nefis bir kokusu vardır. İğde ağacı genelde 5-7 metre arasında boylanma yapar. Sonbaharda, yenebilen tatlı ve unlu meyve verir.
Nereye Dikmeli?
Dalları dikenli olduğu için bahçenin sınır noktalarına ve güneş gören yerlere dikilmelidir. Bitkinin üretimi dal parçalarından çelik alınarak yapılır. Birden fazla sayıda yan yana dilikdiğinde rüzgar perdesi görevi görür. dayanıklı bir ağaçtır. Erozyonu önler.
İstekleri
Yetişmek için çok özel istekleri yoktur. Güneşli sıcak ve kuru yerlerde, çok fakir topraklarda yetişir. Kireçli ve tuzlu toprağa dayanıklıdır. Denize yakın bahçelerde bile yetiştirmek mümkündür. Çiçeklenme dönemi bittikten sonra, yaz ortasında budanmalıdır.

Ardıç ağacı

Güçlü ve Dikenli Ardıç
Öyle çok türü vardır ki ardıcın, hepsi de birbirinden farklıdır. Uzunu kısası, hatta yere çok yakınıyla geniş bir aileye sahiptir o. Bahçenize uygun olanını bulmak için şimdi sıvayın kolları!
Yeşile birtürlü doyamayanların en sevdiği ağaçlardandır ardıç juniperus. Her dem yeşildir. Çalı ve yer örtücü karakterine sahip olan türleri de vardır. Ülkemizde en rahat Trakya, Ege ve Akdeniz Bölgeleri’nde yetişir. Sorunsuz ve kaprissiz bir ağaçtır.
Bizi Seviyor!
Pek çok türü ülkemizde doğal olarak yetişir. Gençken, dallarında iğne yapraklar vardır. Bazı türlerinde bu iğne yapraklar, olgunlaştığında da üzerinde kalmaya devam eder. Yaprak renkleri çok farklı tonlarda olabilir. Mavi, sarı, yeşil hatta gri olanları bile vardır. Yaprak yapılan, sert ve parlak olduğu için gerçek değilmiş gibi görünür. Çok dekoratif bir ağaç olduğu için bir bahçede çok sayıda kullanılması önerilir. Farklı türleri yan yana kullanıldığında güzel kompozisyonlar oluşturulur.
Daha Yakından Tanıyalım

Ardıcın bodur türleri 30 santimetre boylarındadır. Ağaç ve çalılarsa 1-9 metre arası boylanma yapar. Nisan-mayıs aylarında çiçekleri açar. Çiçekler daha sonra üzüme benzeyen meyvelere dönüşür. Meyveler mora yakın renktedir ve hoş bir görüntüsü vardır. Alternatif tıpta da kullanılır. Dayanıklı bir ağaçtır. Soğuğa ve kuraklığa direnç gösterir. Toprak isteği bakımından kanaatkardır. Kuru ve sığ topraklarda bile yetişir. Sağlıklı gelişimi için nemi yüksek, geçirgen toprakları tercih edin. Kumlu, killi, organik maddece zengin toprak onu mutlu etmeye yeter. Kontrollü sulamayı da ihmal etmeyin.
Çeşit Çeşittir

Bodur Ardıç : 30-40 santimetre boylarındadır. Birinci yılın sonbaharında yeşil, ikinci yıl siyahımsı bir renk alır. Bol güneşli yerlerde iyi gelişir.

Boylu Ardıç : 15-20 metreye kadar boylanabilir. İğne yaprakları batıcıdır. Doğu Karadeniz hariç ülkemizin her bölgesinde yetişir.Kokulu Ardıç : 10-15 metreye kadar boylanabilir. Yaprakları ovuştrulduğunda koku verir. Öok koyu yeşildir.Katran Ardıcı : 4-6 metreye kadar boylanır. Ülkemizde Doğu Anadolu hariç tüm bölgelerde yetişir. İğne yaprakları sivri ve batıcıdır.

Ihlamur ağacı

Kokusu En Güzel Ağaç Ihlamur…
Ihlamur ağacının en büyük faydası gölgesidir. Parklara ve yol kenarlarına dikilmesinin nedeni budur. Çiçekleri açtığında her yer nefis bir ıhlamur kokusuna bürünür. Fark etmeden gününüzü daha güzel yaşarsınız.
Park, bahçe ve yol kenarlarında sıkça rastladığnız ıhlamur Tilia, Tiliacae ailesinin bir ferdidir. 40′a yakın türü vardır. Bunlardan sadece üçü ülkemizde yetişir; büyük yapraklı ıhlamur Tilia platyphyllos, Kafkas ıhlamuru Tilia rubra, gümüşi ıhlamur Tilia tomentosa. Uzun ömürlü bir ağaçtır. 1000 yıl yaşayan türleri bile vardır. Tohumla, aşılama yöntemiyle, ya da dip sürüngenlerinden çoğaltarak yetiştirebilirsiniz.
Neye Benzer?
Yaprağı, genelde yürek şeklinde , çarpık, kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sonbaharda altın sarısına döner ve gösterişten yanına yanaşılmaz. Kısa süre sonra da yaprakların döker. Düşen yaprakları toprağın humusça zenginleşmesini sağlar. Çiçekleriyse çok daha mutluluk vericidir. Sarıya yakın renkleriyle haziran-temmuz aylarında göstermeye başlarlar kendilerini. Çiçeklenmeden sonra, küçük, bezelye şeklindeki, ponpona benzeyen meyvelerş belirir. Olgunlaşan meyveler kahverengiye dönüşür. Çiçek salkımları toplanarak çay olarak içilir. Kaynatıp, içine elma, limon, tarçın, karanfil, ekleyin; ülsere, gribe, soğuk algınlığı ve nezleye iyi gelir. Sakinleştirici özelliği vardır. Zor günlerde yanınızda olmaya hazırdır. Çayından hoşlanmazsanız, kokusu bile size iyi gelecektir emin olun.
Ne İster, Ne İstemez?
İstediği çok da fazla birşey yoktur aslında. Yaprakları yüksek ısı ve nemi sevmez. Bu nedenle, Akdeniz ve Ege Bölgeleri’nde dikilmesi önerilemez. Derin ve serin topraklar onlar için idealdir. Toprağın, yumuşak ve besin maddelerince zengin olmasına özen gösterin. Ilımlı, humuslu topraklarda daha sağlıklı gelişir. Kireçli topraklarda da yetişir ama tercih edilmemelidir. Tuzlu topraklardan kaçının. Donlardan ve kuraklıktan hoşlanmaz. Korunmak ister.

Gülibrişim ağacı

İpek Gibi Gülibrişim
Salkımlar halindeki pembe çiçekleri ipekleri andırır. Anavatanı Asya’nın tropik bölgeleridir. Üstelik hızlı büyür. Gülibrişim bahçenize gelmek için davetinizi bekliyor.
Gülibrişim Albizzia julibrissin, 10-15 metre boylanabilenbir ağaçtır. Baklagiller, Fabaceae ailesindendir. Dalları gövdesinden yatay olarak çıkar. Hızlı gelişim gösterir. Dağınık bir tepe yapısı vardır. Tüysü formda yaprakları vardır ve bu yapraklar kışın dökülür. Bu yaprakların ilginç bir güzelliği daha vardır.
Işığı görünce açılıp, alacakaranlıkta kapanırlar. Uçuk pembe renkli çeçekleri size haziran-temmuz aylarında merhaba der. Çiçeklerin kokusu da kendileri kadar güzeldir. Gülibrişim ağacınızın sağlıklı gelişmesini istiyorsanız, doğrudan güneş görmesini sağlayın. Çünkü güneşe bayılır. Susuzluğa dayanıklı olsa da, düzenli sulamasını ihmal etmeyin. Sıcak ve ılıman iklimlerde sağlıklı gelişim gösterir. Daha iyi gelişim göstermesini istiyorsanız bitkisel toprak sevdiğini unutmayın.
Soylu Gülibrişim
Birçok ağacın olduğu gibi onun da bir öyküsü var elbet. Adını 18. yüzyılda Flippo Degli Albizzi isimli bir asilzadeden alan gülibrişimin tomurcukları, küçük, az sayıda pulludur. Bahçenize dört mevsim dikebilirsiniz. Sürgünleriyse yeşilimsi, kahverengi, çıplak ve parlaktır. Çiçeklerin dip kısımlarında değişik boyutlarda tüpleri vardır. Yassı bakla şeklindeki meyveleri yaklaşık 15 satimetre boylarındadır. Bu meyveler sonbaharda olgunlaşır. Şemsiye formunda bir tepe yapısı vardır. En dikkat çekici yanlarından biri,elbetteki dallarının enfes görünüşüdür. Diktiğiniz ilk yıllarda, yani ağaç gençken daha çok bakıma ve ilgiye ihtiyaç duyarlar. Yaşı ilerledikçe daha çok güçlenir ve kuvvetlenir. Çok sayıda yaprakçıkları vardır. Bunlar, açık yeşil renkli, karışık dizili, oval, kimi zaman da kıvrıktır. Gülibrişimin meraklıları arasındaysanız, onu sadece bahçede yetiştirmek zorunda olmaığınızı da hatırlatalım. Kış bahçenizde ya da saksıda da yetiştirebilirsiniz.

Mimoza ağacı


Bir akasya türü olan mimoza ağacı, hem görüntüsü hem de yazın sağladığı hoş esintiyle kalplarimizde ayrı bir yere sahip. Avustralya, yeryüzünde 1100-1200 civarında türü bulunan mimozaların anavatanı olarak kabul ediliyor.
Bahçenin Sarı Afeti
Dantelsi yaprakları griye çalar. Kış aylarında yaprakarını dökmez. Kış sonuna doğru açan çiçekleri, yazın da gölgesiyle en güzel süs ağaçlarındandır. Büyürken sizi üzmez. Boyu 20 yılda 15 metreye ulaşır. İlk yıllarında iyi bir bakım uygularsanız senede bir metreye yakın boy atar.
Çabuk Yayılır, Dikkat!
Ağaç çok dağınık bir büyüme gösterebilir. Bu nedenle her sene çiçeklendikten sonra sıkı bir budama yapmalısınız. Böylece, hem tohumlanmayı önlemiş olur hem de görüntüsünün daha da güzelleşmesini sağlarsınız. Mimoza çabuk yayılır. Kök yakınından toprak yüzeyinde çıkan yan dallarını, toprağı biraz kazarak, başlangıç bölgesinden kesin. Böylece ağacınız daha sağlıklı büyür.
Balkondan Mimoza Kokusu Geliyor…
Bol güneş alan, rüzgarlara karşı korunaklı bir balkonda da mimoza yetişir. Onu büyük bir saksıya yerleştirin. Budamayı ihmal etmeyin. Saksının yarısını orman toprağı, yarısını da bahçe toprağıyla doldurun. Düzenli biçimde, aşırıya kaçmadan suyunu verin. Biraz da ilgi gösterin bakın görün bahçedeki bir mimoza kadar güzel olacak.
Ne İster?
Ilıman iklimde rahat yetişir. Don olaylarına karşı korunmalıdır. Nitelikli, geçirgen ve kireçsiz toprak sever. Güneşe bakan bir alana yerleştirilmelidir. İleride boyu uzadığında rahat edebileceği bir mekan seçin. Dikim işlemini soğuk bölgelerde ilkbahar, ılıman bölgelerde sonbahar-ilkbahar arası yapın . Birden fazla dikileceği zaman, aralarında 2.5-3 metre bırakın. Çiçeklenme sonrası dallarını kısaltarak budayın.

Çobanpüskülü

Çobanpüskülügiller Aquifoliaceae ailesindendir. Dekoratif bir ağaçtır. Yaprakları dikenlidir. Yaklaşık 300 türü vardır. Parlak kırmızı meyveleriyle, bahçenizin en süslülerinden biri olacak…
Çobanpüskülü Toprağı : Geçirgen ve nemli toprakları sever. Humusça zengin, kumlu topraklar onun için idealdir. Alkali topraklar genellikle sararmaya sebebbiyet verir.
Çobanpüskülü Bakımı : Her dem yeşil bir çalıdır. Güneşi sever, hafif gölgeyede itiraz etmez. Sıcağa dayanıklıdır. Budamayı, şekil vermek için yapabilirsiniz. Eksi 15 dereceye kadar dayanır. Soğuk bölgelerde toprak donmadan önce toprağın nemli olmasını sağlayın. Böylece kış soğuğunun zararını en aza indirebilirsiniz. Kuvvetli kış rüzgarından ve doğrudan güneşten korunmasını gerekir. Çobanpüskülünün kökleri yüzeyseldir.
Gençken yeşil olan gövde kabuğu, ilerleyen senelerde griye döner. Çit ağacı olarak, dekoratif bir perde oluşturur. Çobanpüskülü Üretim : Bitki üzerinde bulunan meyveleriyle yani tohumla üretilebilir. Ayrıca çelikle de çoğaltmanız mümkündür. En kolay yol, alacağınız fideyi doğrudan bahçenize dikmektir. Meyve üretimi için dişi ve erkek ağaçların yana yana dikilmesi gerekir. Bitki, tozlaşma olmadan meyve verirse meyveler küçük ve kısa ömürlü olur.
Çobanpüskülü Çiçekleri : Nisan - mayıs aylarında küçük, kokulu beyaz çiçekler açar. Çiçeklerin bazıları erkek, bazıları dişidir. Dişi çiçek açan bitkilerde, eylül - ocak aylarında küçük, kırmızı meyveler görülür. Yapraklarının üst yüzü koyu, alt yüzü açık yeşil, derimsi ve parlaktır.

12 Mart 2009 Perşembe

Çam ağacı

Fıstık Gibi Bir Ağacınız Olsun
Dört mevsim capcanlıdır fıstık çamı… Neredeyse tüm bahçelerin, parkların olmazsa olmazı arasındadır. Bir de yılbaşı günlerinde heybetli dalları ışıl ışıl parlayınca gözünüzü ayıramazsınız ondan …
Çamlar Pinuslar, yaklaşık 100 türü olan her dem yeşil ağaç ve çalılardır. Birkaç türü doğal olarak bodur ve düzgün formludur. Çok sert iklimlerden tropik iklimlere kadar, pek çok değişik iklim tipinde yetişebilen türleri vardır.
Peyzaj düzenlemeleri için oldukça elverişli bir ağaçtır. İri türlerini geniş ve büyük alanlarda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yaprak uzunluklarına bakarak ağacın karakteri ve dokusu hakkında fikir sahibi olmanız mümkün. Birçok çam türünün gövdesi, yaşları ilerledikçe eğilip, bükülür. Buda çoğu zaman, ortaya değişik görüntüler çıkmasını sağlar. Biz size şimdi çamgillerden fıstık çamı pinus pineayı tanıtacağız.
Onu Üzmeyin
Bahçenize dört mevsim dikimini yapabilirsiniz. Tohumla da üretebilirsiniz. Ama dikmeden önce bilmeniz gerekenler var. Sağlıklı gelişmesini istyorsanız doğrudan güneşe dikin. Taşlık, kayalık, güneşli, eğilimli yamaçlarda mutlu olacağını unutmayın. Yaklaşık 15-20 metreye kadar boylanma yapabilirler.
Kendini Fark Ettirir
Genç yaşlarında onu diğerlerinden ayıran tipik bir güzelliği vardır; top biçimli tepesi. Yaşı ilerledikçe top biçimli tepesi şemsiyeleri andıran bir yapıya bürünür. Gövdesinin kabuğu kırmızımsı gri renktedir. Ayrıca kalın ve derin çatlaklıdır. Genç sürgünleri incedir. Önceleri koyu yeşil olan bu sürgünler daha sonra sarımsı- kahverengi bir renk alır. Üçyılda olgunlaşan kozalakları çok kısa saplı portakal büyüklüğünde ve top biçimlidir. Fıstık çamının odunları diğer çamlar kadar değerli değildir. Ama onun en önemli özelliklerinden biri yenebilen yağlı tohumlarıdır. Her ağaç gibi o da korunmak ister. Çam türleri birçok mantar hastalığınakarşı duyarlıdır. Ayrıca yaprak arıları, kabuk böcekleri gibi çeşitli böcekler çamlar için oldukça zararlıdır. Çok reçinelidir. Bu nedenle çam ormanlarında çıkan yangınları önlemek ne yazıkki güçtür.

Erguvan ağacı

Erguvan En Güzel Efsane
Bazı ağaçlar, meyveleriyle, bazıları yapraklarıyla etkiler insanları. Erguvan ağacının ise daha özel bir yeri var. Efsanelere konu omuş, yazar ve şairlere ilham vermiş bu ağacın çiçekleri açtığında, bilin ki bahar gelmiştir memlekete.
Özellikle İstanbul’a en çok yakışandır erguvan Cercis sliquastrum. Baklagiller Fabaceae ailesidendir. Anavatanı Akdeniz’dir. 8-10 metreye kadar boylanabilir. Ama genellikle 4-5 metreye kadar büyüyebilen geniş taçlı ve yaprak döken küçük ağaçlardır. Pürüzlü kabukları koyu yeşil, alt yüzeyi mavimsi yeşildir. Taze sürgünleri kızıl kahverengi renktedir.
Çiçek Delisi
Bahçenize dört mevsim dikebilirsiniz. Tohumla da üretilir. Çok soğuk günlerin dışında her mevsim ekebilirsiniz. Yaklaşık bir sene sonra çimlenirler. Erguvan ağacının en önemli özelliği, badem ,erik gibi meyve ağaçlarında olduğu gibi çiçeklerinin yapraklardan önce açmasıdır. Erken baharda, yani mart-nisan-mayıs aylarında açan pembe-morumsu çiçekleri, yaşlı dallar ve gövde üzerinde çıkar. Erguvan meyveleri yaklaşık 9-10 santimetre boyunda ve fasulye görünümündedir. Olgunlaştıkça kahverengi olan bu meyvelerin içerisinde çok sayıda tohum bulunur. Meyveler kış boyunca bitkinin üzerinde kalabilir. Ilıman iklim bitkisidir. Akdeniz ikliminin görüldüğü ve karasal iklimin içinde yer alan korunaklı bölgelrde yetişir. Kuru, taze, kireçli, balçıklı topraklarda yetişebilen erguvanlar sıcağa ve soğuğa karşı dayanıklıdır. Erguvanlar, Ege ve Akdeniz ‘de makiliklerde, Marmara ve Karadeniz kıyılarındaysa orman açıklıklarında ve denize bakan yamaçlarda yetişir. Park ve bahçelerde süs bitkisi olarak da kullanılır.

Lale ağacı

Ormanın En Havalısı Lale
Yaprakları bile çiçeğe benziyor onun. İlk bakışta ilgiyi üzerine çekmeyi başarıyor. Güzelliği kafa karıştırıyor. Sonbaharda altına dönen yaprakları mı, yaza renk verek çiçekleri mi daha güzel?
Manolyagiller magnoliaceae ailesinin en çekici üyelerinden biridir lale ağacı liriodendron styraciflua. Yaprak döken bir ağaçtır. Dünyaya ABD’nin doğu kesimi ve güney kanada’dan yayılmıştır. 60 metreye kadar boylanma yapabilir. Ama bahçelerde genellikle 20-25 metre arası boylanma olanak bulur.
Farkı, Yaprakları
Yaprağının üst yüzü açık yeşil, alt yüzü mavimsi soluk yeşildir. Sonbaharda yaprakları altın sarısına döner. Güzelliğinden yanına yanaşılmaz. Yapraklarının formu diğer tüm ağaçlardan farklıdır. Bu da onu çok çekici yapar. Laleyi andıran çiçekleri sarı-beyaz renktedir. Ağaç 10 yaşına geldikten sonra çiçek vermeye başlar. Üzerinde turuncu lekelenmeler vardır. Haziran-temmuz ayında çiçeklidir. Çiçekler genellikle tepe bölümüne yakında durur. Orman ağacı olmasına rağmen yaprakları ve çiçekleriyle çok dekoratiftir. Çiçeklerine arılar geldiği için oturma alanlarının çok yakınına dikmemelisiniz. Kökleri derinden yayılır ve geniş bir alanı kaplar. Bu nedenle su ve kanalizasyon sisteminin yakınına dikilmemelidir.
Soğuk Sevmez Sizi Üzmez
Don ve rüzgara karşı dayanıklı değildir. Dalları kırılıverir. Hızlı büyür. Gençken senede iki metre boy atar. Daha sonra büyüme yavaşlar. Bahçenizin ona ayıracağınız bölümünün kalabalık olmamasına özen gösterin. Hangi bölgede olursanız olun bahçenizde konuk edebilirsiniz. Tek şart; soğuktan korumak. Tam güneş alan bir alan onun için ideal. Organik maddece zengin, hafif asitli, derin nemli, iyi süzülen topraklarda sağlıklı yetişir. Sıcaklığı çok sever.

Meşe ağacı


Meşeler Diyarı
Ülkemizde belki de en çok rastlanılan ağaçtır. Üzerindeki palamutları, yırtık görünüşlü yapraklarıyla farkını ortaya koyma çabasındadır hep. Bahçenize girmeyi de hak ediyor bizce…
Üklemizde yaygın olarak yetiştiği için pek çoğunuza tanıdık gelmiştir meşe ağacı Quercus. Kayıngiller Fagaceae ailesinin bir üyesidir o. 400′ün üzerinde farklı türü bulunur. Türlerinin arasında yaprağını dökenler de, her zaman yeşil kalanlar da bulunur. Oldukça uzun ömürlü ağaçlardır.
Gövdeleri düz yapılı ve koyu renktedir. Kökler derinlere kadar gider ama çok dağınık değildir. Dalları yanlara yayılarak büyür.
İlgi Zamanı
Ağaçların çoğu gibi, meşe de çok fazla ilgi beklemez. Hafif gölge sever. Yağışlı bölgelerde daha sağlıklı yetişir. Su tutma seviyesi yüksek, killi toprakları sever. Bazı türlerinde fazla sulama sorun yaratabilir. Fideyi alacağınız fidanlıktan mutlaka türünü ve su isteğini öğrenin. Rüzgara dayanıklıdır. Bahçenizde kullandığınızda size çim yetiştirme konusunda da destek verir. Gölgesi çim yetiştirmeye elverişlidir. Meşe çok hızlı büyüyebir ağaç değildir. Biraz sabır ister.
Türkiye’nin Meşeleri
Mazı meşesi : Yaprak döken bir türdür. Çalı biçimindeolan türleride vardır. Boyları diğer meşelere göre daha küçükür. Marmara ve Karadeniz Bölgeleri’nde sıkça rastlanır.Mantar Meşesi : Batı Anadolu’da rahatlıkla yetiştirilir. 15-20 metre arası boylanma yapar. Mantar meşesinden elde edilen mantar, şişe mantarı olarak kullanılır.Palamut Meşesi : Karadeniz Bölgesi dışında ülkemizin her bölgesinde doğal olarak yetişir. Yaprak kenarları testere dişli ve dişlerin ucu dikenlidir.Kermes Meşesi : Her bölgemizde sağlıklı olarak yetişebilir. Çalı veya küçük ağaç görünüşündedir. Yaprakları çıplak ve kenarları dişli dikenlidir.Sapsız Meşe : Meyveleri sapsızdır. Tüm Anadolu’da yetişir. 30 metreyekadar boylanma yapar. Meyve kadehi sapsız ya da çok kısa saplıdır.Saplı Meşe : 30-40 metreye kadar boylanır. Meyveleri, ekim ayında olgunlaşır. Çok dayanıklıdır.

Acer ağacı

Uzakdoğu Zarafeti Acer
Kırmızı tonlarındaki Acer, Bahçenize sonbahar renklerinin zenginliğini katar. Dayanıklı bir bitki olsa da, hassas yaprakları korunmak ister. Bahçenize Uzakdoğu’nun gizemini çağırmaya hazır olun.
Japon bahçelerinin gözdesi Aceri dört mevsim dikebilirsiniz. Ağacımız, Japon akağacı olarak da bilinir. 300′ aşkın türü vardır. Yanlara ve aşağıya doğru büyüyen sarkık formu, dantel gibi işlemeli yapraklarıyla bu ağaç, dört buçuk metreden, yedi buçuk metreye kadar boylanabilir.
Özel formunun korunması için Acerin Çok az budanması gerekir. Uzun sürgünleri haziran-temmuz aylarında kesebilirsiniz. Böylece daha iyi dal yapısı ve sonbaharda daha kuvvetli yaprak rengi oluşumunu sağlayabilirsiniz. Bununla birlikte yaprak azaltma (defoliation) işlemini, sadece sağlıklı ağaçlara uygulayın. İki yıl arka arkaya yapmayın. Zayıf ve cansız sürgünleriyse ilkbaharda, çiçeklenmeden hemen önce budamı unutmayın.
Hassas Ama Güçlü
Acer, dayanıklı bir bitkidir, ancak ağacın hassas yaprakları büyük özen ister. Yaprakları kurutucu rüzgardan ve öğlen güneşinden uzak tutulmak ister. Bu nedenle çevresine koruyucu bitkiler dikebilirsiniz. Bambu ve defne iyi seçimlerdir çünkü Acerle iyi geçinen türlerdir. Acerin yapraklarını kuvvetlendirmenin bir yolu da, baharda tomurcuklanma başladığında, haftada bir kez nitrojen gübresi vermektir. Hızlı büyüme dönemlerinde su ihtiyacı aniden artabilir. Bu dönemlerde toprağın tamamen kurumasını beklemden sulayın. Güneş yanığına sebep olmamak için kuvvetli güneş ışığı aldığı saatlerde, yapraklarını ıslatmamaya özen gösterin. Acerin tohumla üretimi oldukça kolaydır. Baharda, kelebek şeklinde çiçekler açar. Bu çiçekleri ekerek yeni Acerler üretebilirsiniz. Geçirgen toprak sever. Dikimden önce ağır topraklara kum takviye ederek toprağı gevşetebilirsiniz. Acerin düzgün şekilde tutması için 2-3 sezon gerekebilir. Yaprakları genellikle kırmızı olsa da, yeşil, sarı, mor, koyu eflatun ya da alacalı renklerde olanları da vardır.

Salkım Söğüt

Yaprak Yağmuru Salkım Söğüt
Salkımlar halinde sunar mutluluğu o. Yaza kol kanat gerer gölgesi, sonbaharı aydınlatır sarı yaprakları…
İhtişamıyla bahçenin en güzel yerini hak eder salkım söğüt Salix Babylonica. Yaprakları, yaz aylarında kocaman bir şemsiye görevi görür. Keyfini sürdürmek için altına bir oturma alanı yerleştirin mutlaka. Evden baktığınızda da görünebilecek bir yere dikin. Böylelikle sonbaharda sarardığında yaprakları, manzaranın tadını çıkarabilirsiniz… Yetiştirilmesi tahmin ettiğinizden daha kolay. Birkaç ayrıntıya dikkat etmeniz yeterli olacak.
Kimdir?
Salkım söğüdün anavatanı Asya’dır. Çin ve Japonya’dan dünyaya yayılmıştır. Söğütgiller salicaceae ailesindendir. Sarkık dallı, yuvarlak ve sarkık tepeli bir ağaçtır. Dalları çok ince ve esnek olduğu için dik durmaz, aşağı doğru sarkar. Bu da onun güzelliğine güzellik katar. Hızlı büyür. 15 metreye kadar boylanma yapabilir. Gövde kabuğu yaşlı ağaçlarda uzunlamasına çatlaklı ve boz renklidir. Yaprakları dar, mızrak biçimindedir. Yaprağın her iki yüzü de tüysüzdür. Üst yüzü koyu, alt kısmı griye yakın yeşildir. Bu da onu çok dekoratif bir ağaca dönüştürür. Yeşil yaprakları sonbaharda sarıya döner.
Nerede Nasıl Mutlu Olur?
Sulak yerlerde; ıslak ve bataklık alanlarda çok iyi gelişim gösterir. Kökleri suya çok düşkündür, bundan dolayı su ve kanalizasyon borularına zarar verebilir. Yakınlarına dikmemeye çalışın. Çelikle ya da kök sürgünüyle üretim yapabilirsiniz. Bol güneş ister, aydınlık ortamlara bayılır. Geçirgen olmayan topraklarda rahat yetişir. Kısacası, oldukca sorunsuz ve kaprissizdir. Azla yetinmesini bilir. Peyzaj uygulamalarında sıkça rastlanır. Binaya yakın bir alanadikilmesi dört mevsimi de güzel geçiren söğüdü seyretmemize olanak sağlar. Saksı içerisinde aldığınız fideyi, bahçenze dilediğiniz zaman dikebilirsiniz.

At Kestanesi

Mağrur Bir Ağaç: Beyaz Çiçekli At Kestanesi
Hippocastanaceae ailesindendir. Gençken piramit şeklindeki ağaç, yaşlandıkça yuvarlak bir form alır. Çiçekleri dimdiktir. Beyazın dışında, kırmızı, sarı ve pembe çiçek açan türleri de vardır.
Beyaz çiçekli at kestanesi Aesculus hippocastanuö, nemli ve geçirgen topraklarda sağlıklı gelişim gösterir. Anavatanı Balkan Yarımadası’dır. Ülkemizde çokça yetiştirilenbir bitkidir.
Adının neden at kestanesi olduğuna gelince: Kaynaklara göre, uzunca süre koştuktan sonra nefes nefese kalan ve soluğan hastalığına yakalanan atları Türkler at kestanesiyle beslerlermiş. Ağaç, adını işte buradan almış. Meyveleri gerçek kestane ağacının meyvelerine benzese de aslında çok farklı özelliklere sahiptirler. Dikey formludur.
Ne Sever?
Doğrudan güneş ya da yarı gölge ister. Güneşli ve ılıman iklimleri sever. Budamaya fazla ihtiyaç duymaz. 20-25 metreye kadar boylanabilir. Heybetli görüntüsüyle tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başaracağı için, geniş alanlarda vurgu ağacı olarak kullanabilirsiniz. Kestaneler zehirli olduğu için yenmemelidir. Odunu düzgün damarlıdır ve iyi cila tutar.
Onu Kim İstemez ki?
Dört mevsim bahçeye dikebilirsiniz. Kış sonu ekilen tohumlarla ya da sürgünlerle yetiştirmeniz mümkün. Sıcak ve güneşli ılıman iklimlerde sağlıklı gelişim gösterir. Çok geniş ve yuvarlak bir tepe yapar. Gövdesinin kabuğu kırmızımsı kahverengidir. Kalın ve iri dalları vardır. Dalları gibi iri ve şişkin olan tomucukları da yine kırmızımsı kahverengidir. Böceklere karşı koruma sağlayabilmesi için üzerleri yapışkandır.
Başı Dik Çiçekler
Haziranda, salkım şeklinde açan gösterişli, beyaz çiçekleri yukarı doğru kümelenir. Her biri yaklaşık 20 santimetre boyundadır. Sarı-kırmızı yansılmalı ve oldukça dekoratiftirler. Yaprakları büyük ve tüysüdür. Dikenli ve yeşil kabuklu meyveleri olgunlaştığında açılır ve koyu kahverengi tohumları düşer. Meyveleri sadece geyikler yiyebilir. O kadar acıdırlar ki, diğer hayvanlar bu sebepten tadından hoşlanmaz. Hızlı büyüyen bir ağaçtır ve bu nedenle odunu da yumuşaktır.

Sarısalkım ağacı

Altın Renkli Sarısalkım
Salkım şeklindeki parlak çiçeklere görür görmez vurulabilirsiniz uyaralım… Küçük ağaç ya da çalı formunda olabilir. Gösterişli bitkimiz altın yağmırı olarak da tanınır.
Sarısalkım Laburnum vulgari, mor salkımlar gibi baklagiller familyasında yer alır. Süs bitkisi olarak da yetiştirebilirsiniz. Mayıs ayında açan sarı, altın rengi çiçekleriyle gösterişli bir ağaçtır. Yaprakları tüylü ve açık yeşildir. Çiçekler 40-45 santimetre uzunluğunda salkımlar halindedir. Çiçeklenmesi geçtikten sonra fasülyeye benzer tohumları görülür. Sarısalkım yapraklarını döken bir bitkidir.
Hoş Geldin Sarısalkım
Bahçenize dört mevsim dikebilirsiniz. Tohumlu bir bitki olduğu için tohumlarıyla da çoğaltabilirsiniz. Nemli, kireçli, humusça fakir ve geçirgen toprakları tercih eder güneşli ve fazla rüzgar almayan yerlerde yetiştirebilirsiniz. soğuğa dayanıklı bir bitkidir. Tepe yapısı yuvarlak ve dik yapılıdır. Bakımı için dert etmeyin. Çünkü kolaydır. Toprağının susuz kalmamasına dikkat edin. Kuru ya da düzensiz dalları, çiçeklenmesi bittikten hemen sonra kesin. Çiçeklenmesini artırmak için ilkbahar başında tomurcuklar belirmeden gübreleme yapabilirsiniz. Yaklaşık altı metre boylanabilir. Yaprakçıkları sivri uçlu, üst yüzeyleri koyu yeşil, alt yüzeyleriyse daha açık renkli ve yatık tüylüdür. Süs bitkisi olark da yetiştirebilirsiniz. Çiçekleri bal özü almaya gelen arılarla tozlaşır. Çiçeklere uğrayan arıların üzerine bulaşan çiçek tozları bu şekilde diğerlerine de taşınır. Böylece döllenen çiçekler meyveye dönüşür. İçinde tohumların bulunduğu meyveler olgunlaştığı zaman, tohumlar çevreye saçılır. Çarpıcı bir ağaç olduğu için parklarda ve yol kenarında çok sık kullanılır. Ağacın gövdesi ve dalları yeşilimsi gri ve düzgün kabukludur. İpeksi tüylerle kaplı tomurcuklarıyla, bahar aylarında açılarak kendini gösterir.

Huş ağacı

Güneşe Aşık Kış Ağacı
“Çok sert kış iklimlerindeyim, bahçemde hiçbir ağaç bitmez” diyenlerdenseniz, huş ağacıyla tanışmanızın zamanıdır.
Huş Betula ağacı, yaz demez kış demez, her koşulda yaşar. Çok özel bir gövdesi vardır. Farklı renklerde olan kabukları soyulduğunda altından, neredeyse cilalı gibi bir beden çıkar. Bu beden ışığı çok güzel yansıtır. Karanlık kış günlerinde bahçenizin huş ağacının olduğu bölgesi daha bir parlak olur.
Huş Ormanları
Huş aslında özgür ruhlu bir ağaçtır. Dağlarda, ormanlarda yaşar. Hatta kendi ormanları bile vardır. Kuzey Amerika, Kuzey Avrupa ve ülkemizde doğal olarak yetişir. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde bol miktarda bulunur. Ancak sadece uçsuz bucaksız ormanlarda yetiştiğini sanmayın; kentlere de kolaylıkla uyum sağlar. Huş, çevre düzenlemelerinde her iklim koşuluna uyum sağladığı için tercih edilen bir ağaçtır. Geniş caddelere, yol ağacı olarak dikilir. Türüne göre 15-30 metreye kadar boy atabilir.
Ne İster?
Soğuğa dayanıklıdır ama güneşi çok sever. Güneş gören bir yere dikilirse daha uzun boylu ve daha sağlıklı olur. Geçirgen, süzek topraklarda daha iyi soluk alır. Kökleri çok derinlere inmez. Bu nedenle killi ve su toplayan topraklar onu çürütebilir. Çürüme ya da susuzluktan kuruma olduğunda yapraklarda sararmalar meydana gelir. Bu durumda toprak kontrol edilmeli, fazla su birikmesi varsa kök çevresi kazılmalı, toprak boşaltılmalı ve su tahliye edilmelidir. Susuz kalmışsa iyice sulanmalıdır.
Bahçenizde Neden Huş Ağacı Olmalı?
Ağacın gövde ve dallarındaki ona adını veren beyaz, sarı, kızıl, kahverengi kabukların görünümü çok güzeldir. Sonbaharda yaprakları çok güzel renklere bürünür. Soğuğa karşı dayanıklıdır. Hastalıklardan etkilenmez. Yaprakları elle ezildiğinde çok güzel kokar. Çok çeşitli ve çok renklidir.

Ağaç Hatmi

Bahcenin Şen Kahkahası Ağaç Hatmi
Ağustosta açan çiçekleri sanki yaza veda eder gibidir. Beyaz, mavi, pembe, mor renklerdedir. Kuşların, arıların ve kelebeklerin uğrak yerleridir.
Ağaç hatmi hibiscus syriacus humuslu, geçirgen toprakları sever. Hafif asidik ve içinde hiçbir katkı maddesi olmayan doğal topraklarda; doğrudan güneşte ve yarı gölge yerlerde sağlıklı sağlıklı gelişim gösterir. Ağır topraklardan ve yüksek taban suyundan hoşlanmaz. Bakımına önem vermelisiniz.
Çünkü hemen hemen her yerde sevilen ve yaygın yetiştirilen bir türdür. Ilıman iklimlerde çok daha fazla çiçeklenmesine rağmen soğuk bölgelerde yapraklardan sonra oluşan tomurcukları, geç dönem donlarından etkilenbilir. Bu nedenle dikim için kuzeye bakan, öğleden sonra güneş alan duvar önlerini, rüzgarsız kuytu alanları tercih edin. Düzgün bir form ve çiçeklenme için ilkbaharda mutlaka budamalısınız. İyi bir gelişme için sık ve derin sulamayı unutmayın. Hatmileri budamadan da, yol kenarlarında perde ya da vurgu bitkisi olarak kullanabilirsiniz. Göreceksiniz pembe çiçekleriyle görenleri kendine hayran bırakacak.
Sizin de Bir Tane Olabilir
Odunsu bir bitkidir. Bakımı kolay ve zahmetsizdir. Bahçenize dört mevsim dikebilirsiniz. Ayrıca üretimini tohumla ve aynı zamanda bitkiden aldığınız çelikle de yapabilirsiniz. Bu işlem için yaz sonu anaç bitkiden çelikler alın. Köklenmesi için ılıman bir ortama ihtiyacınız var. Toprağın geçirgen ve kumlu olmasına dikkat edin. Fideleri bahçeye ilkbaharda alabilirsiniz. Ilıman bölgelerde daha rahat gelişim gösterir. 3-4 metreye kadar boylanabilir. Dikim sırasında takviye olması açısından toprağına yaprak çürüğü ve potasyum bakımından zengin özel gül gübreleride ekleyebilirsiniz.
Ah O Pembe Çiçekleri…
Çin gülüne benzeyen çiçekleri, bu çiçeğe göre daha küçüktür. Beyaz, pembe, mavi, mor renklerde olabilir. Yalın katlıların dışında katmerleri de vardır. Yaz sonuna doğru açar, ağustos ve eylülde çiçeklenir. Kışın yaprak döker. Çiçeklenmesi uzun bir süre devam eder. Bol güneş alan yerlerde çiçek verimi çok daha fazla olur.

Kayın ağacı

Gölgelerin gücü adına Kayın
Büyük bir bahçe, biraz güneş, biraz su, bu kadardır sizden istediği. Sonra başlayın beklemeye; gölgesinde geçecek keyifli zamanları…
Kayın Fogus, oldukça gösterişli bir orman ağacıdır. Yapraklarının biçimli formu, gri gövdesi ve yaşlandıkça artan ihtişamıyla bahçelere de çok yakışır. Gelişimini tamamladığında oldukça büyük bir ağaca dönüşeceğinden, metrekare olarak büyük bahçelerde tercih edilmelidir. Aklınızdan çıkartmayın.
Tanıyalım
Kayıngiller Fagaceae ailesinin bir üyesidir. Kışın yapraklarını döktüğünde bile güzel görünür. Dişli yaprakları; ilkbaharda soluk yeşil, yazın koyu ve parlak yeşildir. En duygusal ve gösterişli dönemi sonbahardır. Sarı ve turuncuya bürünen yaprakları, göz alıcıdır. 25-35 metreye kadar boylanma yapabilir. Çok uzun ömürlüdür. 300 yıl yaşayabilen türleri bile vardır.
Ne İster?
Kaprisli değildir. Bulunduğu ortama kolaylıkla uyum sağlar. Bir çok iklimde rahatlıkla gelişir. Tek ihtiyacı olan nemdir. Bu nedenle suyu tutan toprakları tercih eder. Ama köklerini suda bırakmamaya özen gösterin. Çürümesine neden olabilirsiniz. Kontrollü olarak sulama yapılmalıdır. Sert kışlara dayanıklıdır, fakat bahar donlarından korunmak ister. Dört mevsim dikimi yapılır. Çiçeklenmesi, yapraklar oluşur oluşmaz, yani baharda hemen başlar.
Unutmayın Büyüyecek!
Peyzaj için çok kullanışlıdır. Yanlara doğru da genişleyeceği için, dikim yapacağınız alanın çok yakınında bitki olmamasına özen gösterin. Olgunlaştığında iki metre genişliğinde bir alanı kaplayabilir, bunu mutlaka göz önünde bulundurun. Ülkemizde Karadenizve Marmara Bölgesi’nde rahatlıkla yetişir. Bahçenizin tam güneş alan bir bölümü onun için uygundur. Dilerseniz hafif gölgeye de dikim yapabilirsiniz. Organik maddece zengin, geçirgen topraklarda sağlıklı gelişir. Gölgesinde oturmak için biraz sabretmeniz gerekecek tabi. Ama yazın sıcaklarından sizi şemsiyeden bile iyi koruyacak. Gölgesiyle tanıştığınızda emeğinize değecek. Son bir tavsiye, gölgesinin düştüğü alana çim ekmeyin, uzun ömürlü olmaz.

Göknar ağacı

Güçlü Kuvvetli Göknar
Heybetli görüntüsüyle dayanıklılığın sembolü gibidir adeta… Göklere uzanan dalları sarıp sarmalamaya hazırdır daima onu sevenleri… Bir an önce tanışın göknarla, mutlu edecek sizi göreceksiniz.
Göknar abies her dem yeşil, uzun boylu orman ağaçlarındandır. Yaklaşık 30 metreye kadar boylanabilir. Piramidal ya da konik bir gelişme gösterir. Tomurcukları bol reçinelidir. Genç yaşlarından itibaren kazık kök yapan bir ağaçtır. Kozalakları tepesinin üst dallarında bir yıl önceki sürgünler üzerinde oluşur.
Kozalakları sürgünlerin üzerinde dimdik durur. Göknarların toprak istekleri fazladır. Ayrıca nemli ortamları severler. Sağlıklı gelişim göstermesini istiyorsanız, nemli, kumlu, killi ortamlarda sizi daha çok sevindireceğini unutmayın. Onu ve kendinizi mutsuz etmemek içinkireçli topraklardan uzak tutun. Işık istekleri fazla değildir. Gölgede yetişebilir. Yinede en ideali yarı gölge ortamlardır. Yaz aylarında yağışlı ve serin ortamlarda bulunmak ister. Ülkemizde yetişen başlıca göknar türleri; Uludağ Göknarı, Kazdağı Göknarı, Doğu Karadeniz Göknarı ve toros Göknarıdır.
Bitti Mi sandınız?
Göknar daha çok soğuk iklimlerden hoşlanır. Sıcak iklimlerde çok rahat edemez. Ama merak etmeyin yine de anlayışlı bir ağaçtır sizi kırmaz elinden geldiği kadar uyum göstermeye çalışır. Bahçenize dört mevsim dikebilirsiniz. Sulanmaktan çok fazla hoşlanmazlar. Tüm bitkilerde geçerli olan sulama kuralını göknar için de uygulamayı unutmayın. Çok sulama çoğu zaman az sulamadan daha zararlıdır. Gübrelenmesini ilkbahar ve sonbahar aylarında yapabilirsiniz. En ideali üç haftada bir yapmaktır. Saksıda yetiştirdiğiniz göknarlarınızın ilkbahar ya da sonbahar aylarında saksılarını değiştirmeniz uygundur. Kuvvetli rüzgarlardan hoşlanmadığını aklınızdan çıkarmayın. Dona, kirli havalara, ve zehirli gazlara karşı duyarlı bir ağaçtır. Genç yaşlarında açık gri renkli, ince ve düzgün olan kabukları, ileri yaşlarına geldiğinde kalın ve çatlaklı olur.

Oya Ağacı

Büyülü Pembe Oya Ağacı
Göz kamaştıran çiçekleri bir yana; gövdesi, heykellere bile taş çıkartacak güzellikte. Anlayacağınız çıplak görüntüsünü bile yeter bahçeyi süslemeye oya ağacının… Üstelik yetiştirmesi de çok kolay…
Anavatanı Güney Çin ve Güney Asya’dır. Aslında oya, bir süs ağaçcığıdır. Gölgeli alanlarda çiçek açamaz. Temmuz başından kasıma kadar çiçeklidir. Çiçekleri salkım şeklindeki genç sürgünler üzerinde dizilmiştir. Sütlü kahve-pembe renkli düzgün ve parlak gövdesiyle , çiçeksiz mevsimlerde bile göz alır. Bu nedenle dört mevsim bahçeyi süsler.
Budamasına Özen Gösterin
Yaklaşık 40-50 yıl yaşayabilir. Oyalar mutlakas form verilerek ve avize gibi bir tepe tacı oluşturalarak budanmalıdır. Gövdesini, her yıl gövdenin küt kalacak şeklilde budamaktan kaçınmalısınız. Her yıl gövdenin etrafından budarsanız, tepe formlarını kaybederler.
Sevdiklerine Gelince
Gübreli, hafif kumlu, süzek toprakları sever. Ağır killi topraklardan ve durgun su bulunan yerlerden hoşlanmaz. En kolay üretilen süs bitkilerindendir. Bir yıl önceki sertleşmiş sürgünlerden alınacak çelik 20-25 gün içinde köklenerek gelişmeye başlar. Hazırlanan çelikleri, kumlu ve gevşek toprağa dikerek, yarı gölge bir alanda çok sayıda yeni oya ağacı üretebilirsiniz. Sıcak bölgelerde, özellikle de çiçekli olduğu mevsimlerde suyu sever.
Eksi 15 dereceye kadar dayanabildiği için, Antalya’dan İstanbul’a kadar her ilimizde görmek mümkündür. Yapraklarının, sıcak ve nemli yaz aylarında, gri-yeşil bir rende dönerek külleme hastalığına yakalanma olasılığı vardır.
Bunu engellemek için önceleri kükürtleme yapılırdı; ancak günümüzde eriyik ya da toz haldeki ilaçlar da aynı görevi görüyor.Dört mevsim dikebilirsiniz. Ama en iyi dikim mevsimi mart-nisan aylarıdır. Eğer çelikle yetiştirmeyi düşünüyorsanız bir yıl önceden bir kaba ya da yastığa dikilmiş ve köklenmiş çelikleri, bahçenizde uygun yerlere dikebilirsiniz. İlk yıl çiçek açar.

Çınar ağacı

Yıllara Meydan Okuyan Çınar
Uzun ömürlü bir ağaçtır. Hava kirliliğine dayanıklıdır. Bu nedenle şehir içinde rahatlıkla yetiştirebilirsiniz. Sonbaharda hüzünlenen yapraklar sarıdan, kahverengiye döner.
Çınar Platanus, çınargiller Platanaceae familyasındandır. Uzun boylu, piramit şekilli ve kalın çaplıdır. Sonbahar döneminde olgunlaşan, ponpon biçimli küçük kahverengi meyveleri, uzun sapların ucunda kış dönemine kadar kalır. Ülkemizin hemen her bölgesinde yetişir.
Mutlaka Sizin de Olmalı
Bahçenize dört mevsim dikebilirsiniz. Tohumla da üretmeniz mümkün. Yarı odunsu çeliklerle de çoğaltabilirsiniz. 30-40 metreye kadar boylanabilir. Doğrudan güneş ya da hafif gölge sever. Toprak isteği bakımından çok seçici değildir. Derin, taze, verimli, geçirgen topraklarda sağlıklı gelişim gösterir. Kumlu, çakıllı , kireçli topraklarda da yetiştirebilirsiniz.Yapraklarını döken ağaçtır. Ayrca ülkemizde yaşayan en uzun ömürlü ağaçlar arasındadır.
Dayanıklı Çınar
Nemli ortamları çok sever. Bu nedenle, dere, göl, ve nemli vadiler onu mutlu eder. Gövdeleri gençken kabukları düzgündür ancak yaşlandıkça bu kabuklar çatlamaya başlar. Dökülen kabuğunun altından bembeyaz bir yüzey çıkar. Bu yüzden önce yeşil, daha sonra kahverengine dönüşür. Kabuklarini dökmesi ağacın kuvvetlenmesini sağlar.
Bu özelliği, hava kirliliğinin yoğun olduğu şehirlerde onun rahatlıkla yetiştirebilmesini de sağlar. Soğuğa karşı dayanıklıdır. Hızlı büyüyen bir ağaç olduğu için güçlü bir kökü vardır. Dallarını dikkatle incelerseniz birçok ağaca göre kalın ve düzensiz olduğunu görürsünüz. Büyük alanlarda gölge ağacı olarak da yetiştirebilirsiniz. Yaprak uçları sivri, dipleri yuvarlak, kenarları düzensiz dişlidir. Erkek ve dişi çiçekler birbirinden ayrıdır. Düz gövdeli, düzensiz dallı, geniş ve yaygın tepeli bir ağaçtır.

Mabet ağacı

Yaşayan Efsane Mabet Ağacı
Dünyanın en eski ağacıdır. Yaşayan fosil olarak bilinir. Yaprakları fil kulagini andırır. Ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her tarafina yayılmıstır. Oldukça gösterişlidir.
Mabet ağacı Ginkgo biloba’ya yakın hiçbir tür yoktur. Darwin tarafından yaşayan fosil olarak adlandırılmıştır. Ginkgoaceae ailesinin kalan tek üyesidir. Yaprak döken bir ağaçtır. 30-40 metreye kadar boylanabilir. Fil kulağına benzeyen yapraklarıyla oldukça farklı bir görüntüye sahiptir. Sonbaharda altin sarisina dönüşür ve daha da ilgi çekici olur.
Ağırbaşlı Ne de Olsa
Çok fazla ilgiye ihtiyaç duymaz. Filiz halindeyken dallari gelişigüzel gelişir. Şekil vermek için budamasını ihmal etmeyin. Genç ağaçları özellikle sıcak ve kurak bölgelerde sık sık sulayın. Geçirgen toprağı sever. Derin ve kumlu topraklar da onun için idealdir. Kireçli ve kuru topraği da kaldırır. Doğrudan güneş gören alanlar onları mutlu eder. Gençken seyrek dallı olan ağaçlar, yaşlandıkça sarkan ve sık dallı bir tepe oluşturur. Yaşlı gövde ve dallardan aşağıya doğru hava kökleri salar, toprağa ulaşan uçları yeniden köklenir ve böylece toprakta yeni sürgünler meydana gelir.Sıra Sizde
Üretmek için en kolay ve sağlıklı yöntem fide halinde satın almaktır. Dört mevsim bahçenize dikebilirsiniz. Biraz zahmetli olsa da tohumla çoğaltmanız da mümkün. Dişi ve erkek meyveleri ayrı ağaçlar üzerinde yer alır. Dişisi sonbaharda topraga döküldügünde hoş olmayan bir koku salgılar. Bu nedenle erkek ağaç dikmeniz daha doğru bir seçim olur. Diktiginiz ilk yillarda büyümesi yavaş olur. Daha sonra büyüme hızlanır. Dona dayanıklı bir ağaçtır.
Farklıdır
Mabet ağacı, bahçenizde mutlaka olmalı. Şekliyle diğer tüm ağaçlardan kolaylıkla ayrılır. Her mevsim bambaşka bir renge bürünür. Büyük bahçeler için önerilir.

Katalpa ağacı


Çiçek Topu Katalpa
Böyle bir güzelliğe kim karşı koyabilir ki? Katalpa, puro ya da sigara ağacı olarak da bilinir. Özellikle geniş alanlarda güzelliklerini daha çok sergileme fırsatı yakalarlar. Bizden söylemesi…
Katalpa catalpa, gösterişli çiçekleri ve yaprakları sayesinde peyzajda sık kullanılan bitkiler arasındadır. Çiçekleri türlerine göre beyaz, pebe ya da sarı olabilir. Bu güzel çiçeklere ilkbahar sonu ya da yaz başında kavuşabilirsiniz. Meyve kapsülleri ince, sigara ya da puroları andırdığı için sigara, puro ağacı olarak da bilinir.
Bahçenize dört mevsim dikebilirsiniz. Ancak onu soğuk ve kuru rüzgarlardan koruyun. Kuytu alanlar idealdir. Bodur türleri yavaş büyür. Doğrudan güneş alan yerlere ve organik maddece zengin, derin topraklara dikerseniz istediğiniz sonucu alabilirsiniz. Tohumla ya da kışın kök çelikleriyle de üretebilirsiniz. Leylak yapraklı kaltapa ve batı kaltapası olmak üzere iki türü daha vardır. Leylak yapraklı kaltapa hızlı büyür. Kalp şeklinde ve çürüdüğü zaman kötü kokan yaprakları vardır. Olgun olanları çiçeklendikleri zaman muhteşem görünür.
Dayanıklı bir ağaçtır. Batı kaltapası ülkemizde çok fazla bilinen bir tür değildir. Gençken piramidal formlu olan bu ağaç, olgunlaştıkça yuvarlak bir form alır. Batı kaltapası da gösterişli olmak açısından diğerinden geri kalmaz. Çiçekleri harikadır.

Ladin ağacı

Mevsimlere Kafa Tutar Ladin…
Diğer yaprak dökmeyen ağaçlar gibi ladinler de dört mevsimi değişimsiz tamamlar. Yeşili yazda bırakmak istemeyenlere duyrulur : bahçenize konuk edebileceğiniz birçok ladin türü var!
Ladin picea punges’in anavatanı ABD’dir. Bahçelere en çok yakışan türleri arasında bulunan sarkık dallı Avrupa ladini piceo agabeyes ‘pendula’ ve mavi ladin picea pungens ‘glauca’ ülkemizde de peyzaj uygulamalarında da sık sık kullanılır.
Çamgiller pineceae ailesinin picea cinsinde olan ağaçlardan bahsediyoruz aslında ladinleri anlatırken. Kozalaklı ağaçlardır bu ailenin mensupları.
Güzelliğinden Bahsedelim…
20-25 metre boylanma ve 2.5 metre gövde çapı yapar. Başlangıçta primidal, sonradan sütunumsu tepelidir. Dalları kalındır ve yatay olarak uzar. Sık yapraklar geniş bir yeşil alan yaratır. Dört mevsim dikimi yapılabilir ama sonbahar aylarında yapılan dikim, gelişimlerinin daha sağlıklı olmasını sağlar. Birden fazla ladini yan yana dikerek rüzgar kesici özelliklerinden de yararlanabilirsiniz.
Mutlu Etmesi Kolay
Nemli, serin yerlerde yetişir. Yaprakları kuraklığa karşı korunduğunda 6-8 yıl ağaç üzerinde kalır. Suya dayanıksız olduğu için geçirgen topraklara dikilmesi uygundur. Süzek olması koşuluyla hemen her toprakta sağlıklı gelişir. Mavi ladin ve Batı ladini diğerine göre kuraklığa daha dayanıklıdır. Fakir topraklarda bile gelişebilirler. Çok fazla büyüyen ladin türleri küçük bahçeler için önerilemez. Ama budamayla büyüme kontrol altına alınabilir. Tohumla, çelik alma yöntemiyle ya da aşılayarak üretim yapabilirsiniz.

Bahçede renklerle dolu bir köşe

Bahçede renklerle dolu bir başka köşe yaratabilirsiniz. Oturma alanının karşısında, ayaklarınızı uzatığınızda düşlere dalarken seyretmeye doyamayacağınız bir köşe…
Rüzgarlar burnunuza mis gibi çiçek kokularını getirecek renkleri size neşe katacak. Bunları hissetmek çok zor değil. Doğru seçimle dört mevsim sıcak bir bahçe sizin olabilir. Püsküller rüzgarda uçuşan dallarıyla bahçede oldukça dikkat çekerler.Pennisetum, güneşe karşı altın sarısı dallarıyla güzel bir görüntüye sahiptir. Yanına dikim yapacağınız kırmızı salvialar için biraz daha sıcakları beklemelisiniz. Yazın ateş görüntüsüyle bahçenizi ısıtacak.
Mutfak otlarında fesleğen, aromatik kokusu, yeşil yapraklarıyla hem kullanışlı hem de dekoratif bir görüntüye sahiptir. Tek yıllık bir bitkidir. Kolaylıkla yetiştirebilirsiniz. Ege ve Akdeniz bahçelerinin en sevilenidir. Pembe sardunyalar, renkleri kullanırken olmazsa olmazdır. Geçirgen toprak isteği olan bu bitkiyi, üretmek de oldukça kolaydır.
Çelik alma yöntemiyle ya da tohumdan yetiştirebilirsiniz. Sürünücü özelliğe sahip olan Hedera hedix yeri kaplamak içinde kullanılabilir. Sarılıcı özelliğinden dolayı budamasına özen gösterilmilidir. Pembe-kırmızı çiçekleriyle krizantemler, kesme çiçekçilikte çok kullanıldığı gibi günümüzde bahçe düzenlemesinde de uygulanır.
Tüm çiçekli bitkilerde olduğu gibi güneşe bayılırlar. Euphorbia beyaz-sarı çiçekleriyle diğer renklerin yanında tüm asaletiyle göz dolduracak. Cleome hassleriana da, yıldız çiçeğine benzeyen çiçek yapısıyla dikkatleri üzerine çekecek en ön sıraya ne dikmeliyim diye düşünüyorsanız, bahar aylarının sonunda bahçeye çoşku katacak renk renk impatienslerden vazgeçmeyin. Bu şekilde bahçeniz çok daha canlı görünecek.

11 Mart 2009 Çarşamba

Meyve sebzelerde bulunan vitaminler ve elementler


ÖNCE SEBZELER

sebzeler hangi elementlerden oluşmuştur

BAKLA:Vitamin ve protein açısından son derece zengin bir besin olan baklanın taneleri tazeyken yeşil, kuruyunca kahverengidir. Kuru Bakla, Taze Bakla ya göre daha besleyicidir. Kuru Baklanın 100 gr. mında yaklaşık olarak 26 gr. Protein, 58 gr. Karbonhidrat ve 341 Kalori vardır. Ayrıca Bakla B1, B2, B6 ve K vitaminlerinin yanı sıra potasyum ve magnezyum mineralleri açısından da oldukça zengindir.
Baklanın Faydaları: Bakla hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. Böbreklere oldukça yararlıdır: Böbrek ağrılarını hafifletir, böbrek kumlarının ve taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Göğüs hastalıkları ve öksürüğe iyi gelir.
Bakla Nasıl Kullanılır? Bakla taze ve kuru olarak tüketilebilir. Çiçekleri ve yaprakları da kullanılır. Baklayı kabuklarıyla yemek mineral ve vitamin kaybını azaltır. Baklada nişasta oranı yüksek olduğu için kan şekerini yükseltir. Bu nedenle şeker hastaları için önerilmez

BAMYA: Daha çok ılıman iklimlerde yetişen Bamya, meyvesi yuvarlak, oval ve yeşil; yaprakları asma yaprağı şeklinde bir bitkidir.
Bamyanın Faydaları: Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayarak sindirim sistemine yardımcı olur. Lif oranı yüksek bir besin olan Bamya, idrar söktürücüdür ve kabızlığı gidermekte faydalıdır. Mineraller açısından da zengin bir sebze olan Bamya, halsizliğe iyi gelir.
Bamya Nasıl Kullanılır ve Tüketilir? Bamya, iyice olgunlaşıp kartlaşmadan taze olarak toplanmalı ve tüketilmelidir. Yaş ya da kuru olarak tüketilebilir. Bamyanın çiçeği de faydalıdır. Çiçekleri ezilip kaynatılarak suyu içilirse göğsü rahatlatır ve yumuşatır

BEZELYE: Protein, lif ve nişasta açısından zengin bir besindir. Bezelye A, C ve B grubu vitaminlerinin yanı sıra demir, fosfor ve potasyum gibi mineralleri de içinde barındıran besleyici bir sebzedir. Kuru bezelye protein ve nişasta açısından taze bezelyeden daha zengindir. Bununla birlikte, taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır.
Bezelyenin Faydaları: Bezelye vücuda enerji verir ve vücudu kuvvetlendirir. Kasların gelişmesine ve yenilenmesine yardım eder. Kansızlığa iyi gelir. Kan Kanserine karşı koruyucudur. Karaciğerin çalışmasını düzene sokar. Özellikle taze bezelye bağırsakları çalıştırarak kabızlığı giderir.
Bezelye Nasıl Kullanılır? Bezelye pek çok yemekte ve çorbalarda kullanılır. Bütün bu yararlarının yanında içerdiği besin öğeleri nedeniyle kuvvetli bir besin olan bezelyeyi sindirmekte bazen güçlük çekilebilir. Bu nedenle, vücudu zorlamayacak ölçüde yemek daha faydalıdır

BİBER: Acı ve tatlı çeşitleri olan, farklı renklerde sebze ve baharat olarak kullanılan bitkilerin genel adıdır. Biber, özellikle C vitamini açısından oldukça zengindir.
Biberin Faydaları ve Etkileri: İştahı açar, mideyi kuvvetlendirir ve hazmı kolaylaştırır. Romatizmaya iyi gelir. Kanamaları önler. Cinsel arzuyu arttırır. Kırmızı biber, insanı ferehlatır ve nefes yollarını açar. Bronşit ve grip gibi hastalıklarda faydalıdır. Damar tıkanıklığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Acı biber, İştah açar. Akciğerleri temizler ve balgam söktürür. Eklem iltihaplanması, diş ve boğaz ağrıları, romatizma, sindirim sistemi bozuklukları, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklarda faydalıdır.
Biber Nasıl Kullanılır? Sebze olarak yemeklerde ve salatalarda kullanılır. Kızartması yapılır. Ayrıca, baharatı da elde edilir

BROKOLİ: Küçük yeşil yumrular hâlinde olan, haşlanarak yemeği hazırlanan bir tür sebze olan Brokoli bitkisi, başta C, A ve E vitaminleri olmak üzere bol miktarda vitamin içeren, ayrıca demir, bakır, potasyum ve kalsiyum mineralleri açısından da zengin bir besindir.
Brokolinin Faydaları: Lifli yapısı ile sindirimi kolaylaştırır ve şişmanlığa karşı faydalıdır. Mikrop öldürücüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Başta meme, akciğer ve bağırsak kanseri olmak üzere, kansere karşı çok iyi bir koruyucudur. Doğuştan belkemiğinde açıklık hastalığının önlenmesinde etkilidir. İdrar yolu hastalıkları ve prostata karşı koruyucudur. Cinsel gücü arttırır. İktidarsızlık ve kısırlıkta faydalıdır. Kemik erimesi ve kansızlığa iyi gelir.
Brokoli nasıl kullanılır? Brokolinin yemeği ve salatası yapılır. Ayrıca, kaynatılıp elde edilen suyu da içilir

DOMATES: Domates demir, potasyum, kalsiyum ve fosfor mineralleri ile A, B ve C vitaminleri açısından oldukça zengin bir besindir.
Domatesin Faydaları: Özellikle lif açısından zengin kabuklarıyla yenildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur ve kabızlığı giderir. İyi bir idrar söktürücüdür ve vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Kanı temizler. Kanseri, özellikle de prostat kanserini, önlemede çok etkilidir. Kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Damar sertliği ve romatizmaya iyi gelir. Yaşlanmayı geciktirir. Cilde tazelik verir.
Domates Nasıl Kullanılır? Domates taze olarak yenebileceği gibi yemeklerde, domates salçası, ketçap ve turşu yapımında da kullanılır. Ayrıca, domates cilt bakımı için de yararlıdır. Cilde tazelik ve renk verir. Dilimlenmiş domatesi ciltteki sivilce ve siyah noktaların üzerine koyup bir süre beklettikten sonra cilt temizlenirse yararı görülür. Domates ve domates suyu yağlı ciltlere iyi gelir ve derideki gözenekleri sıkılaştırmaya yardımcı olur

ENGİNAR BİTKİSİ: Yumru şeklinde çiçekleri olan ve 2 metreye kadar uzayabilen bir bitki olan Enginar, A ve C vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, demir, manganez ve fosfor mineralleri açısından zengindir.
Enginarın Faydaları: Enginar karaciğer için çok faydalıdır; karaciğeri korur ve karaciğer hastalıklarının daha çabuk iyileşmesini sağlar. Karaciğer, böbrek ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur ve böbrek kumlarını döker. Sindirimi kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür. Kandaki şeker oranını ayarlar, kolesterolü düşürür. Vücuda dinçlik verir. Bedeni ve zihinsel yorgunluğu giderir. Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, ayrıca Silymarin maddesinin, prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti. Enginar kalbi ve damar sağlığını korumakta da etkilidir. Hücrelerin yıpranmasını engelleyerek yaşlanmanın etkilerini azaltır. Sarılıkta faydalıdır. Romatizma şikâyetlerini azaltır. İshali keser. Ter kokusunu giderir. Ateş düşürücü ve iştah açıcıdır. Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu, bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterirler.
Enginar nasıl kullanılır? Çiçekleri sebze olarak, taze yaprakları ve kökleri ise ilaç yapımında kullanılır. Enginar suyu kalp çarpıntısına iyi gelir. Taze enginar yaprağı kaynatılarak hazırlanan enginar çayı karaciğer hastalıklarında oldukça faydalıdır. Tüylü kabuklarının kaynatılmasıyla elde edilen enginar suyu ile saçlar yıkanırsa saçları güçlendirir. Karaciğer rahatsızlığı olanlar, enginarın karaciğer üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle özellikle son zamanlarda Enginar Hapı kullanımına yöneliyorlar. Enginar Hapı faydalı ve pratik olmakla birlikte kullanmadan önce mutlaka bir doktora danışmak gerekir.

FASULYE: Tam bir protein deposu olan fasulye A, B9 ve C vitamini ile demir ve magnezyum mineralleri açısından zengindir. Ayrıca, B5 vitamini ve kalsiyum içerir. Lif açısından da zengindir.
Fasulyenin Faydaları: Vücuda güç ve enerji vererek, bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir. Vücudun gelişimini ve onarımını destekler. Kemikleri güçlendirir. Romatizma ve siyatik şikâyetlerini azaltır. Böbrek rahatsızlıklarında etkilidir. Böbrekleri kuvvetlendirir. Böbrek kumu ve taşlarını dökmeye yardımcı olur. Sinirleri kuvvetlendirir ve kalp çarpıntısını giderir. Kandaki şeker miktarını düşürerek şeker hastalığına karşı faydalı olur.
Fasulye nasıl kullanılır? Tanelerinden ve yapraklarından faydalanılır. Fasulye, taze ve kuru olarak yemeklerde kullanılır. Zehirlenmelerden sonra yenirse iyileşmeyi hızlandırır. Kullanmadan önce bir gün kadar suda bekletilirse gaz yapıcı özelliği gider

HAVUÇ: Bol miktarda A vitamini barındıran Havuç B, C, D ve E vitaminleri açısından da oldukça zengindir. Ayrıca karoten, şeker ve fosfor ihtiva eder.
Havucun Faydaları: Bağırsakları çalıştırarak sindirime yardımcı olur. İdrar ve gaz söktürücüdür. Kabızlığı giderir, ishali keser. Bağırsak iltihaplarını ve böbrek ağrılarını giderir. Bağırsak kurtlarını düşürmeye yardımcı olur. Vücuda, kalbe ve gözlere kuvvet verir. Cinsel gücü arttırır. Bitkinliğe ve Kansızlığa iyi gelir. Astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarına ve öksürüğe karşı faydalıdır. Kansere karşı koruyucudur. Kandaki kolesterol oranını düşüren Havuç, kalp hastalıkları ve damar sertliğine faydalıdır. Kalp krizi ve felç riskini azaltır. Vücuttaki zararlı maddeleri uzaklaştırmaya yardımcı olarak kanı temizler. Cilde tazelik ve canlılık verir. Cilt hastalıklarına karşı yararlıdır. Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir. Diş etlerini güçlendirir.
Havuç Nasıl Kullanılır? Havucun kökü, yaprakları ve tohumları kullanılır. Ayrıca havuçun suyu ve turşusu da tüketilir. Kurutulmuş tohumları kaynatılarak yapılan çay iştah açar ve anne sütünü arttırır. Havuç tohumu, ayrıca aybaşı kanamalarına da iyi gelir. Rendelenmiş havuca limon suyu katılarak hazırlanan maske özellikle yağlı ciltlere çok faydalıdır. Havuç suyu mide ve bağırsak hastalıklarına da faydalıdır

HİNDİBA(Cichorium endivia): Sarıçiçekli, uzun köklü ve sapsız yaprakları olan bir bitkidir. Uçucu yağ, glikozitler, müsilaj, karbonhidratlar içerir. Ayrıca, C vitamini ve Kalsiyum açısından da zengindir.
Hindibanın Faydaları ve Etkileri: İştah açar ve sindirimi kolaylaştırır. Vücuda, mideye, karaciğer ve böbreklere kuvvet verir. Güneş yanıkları ve egzamaya karşı faydalıdır. İdrar ve balgam söktürür. Böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olur. Kanı temizler ve damarları genişletir. Sıtmaya da iyi gelir. Kusmayı önler.
Hindiba Nasıl Kullanılır? Hekimlikte kullanılan kısımlar, hindiba kökü ve yapraklarıdır. Sebze olarak da kullanılır. Siyatik ve kalp çarpıntısı gibi şikayetlerde, hindiba lapa haline getirilip sıcakken şikayetin olduğu bölgenin üzerine konursa faydası görülür. Lapası arı ve akrep gibi zehirli hayvan sokmalarında da kullanılır.

ISPANAK: A, C, E ve B grubu vitaminleri ile demir, magnezyum, fosfor ve iyot mineralleri ve protein açısından oldukça zengin bir besindir.
Ispanağın Faydaları: Vücudun dayanıklılığını arttırır ve vücuda kuvvet verir. Yorgunluğu giderir. Zihni kuvvetlendirir. Yaşlılığa bağlı öğrenme güçlüklerini giderir. Ispanak, kansızlığa iyi gelmesinin yanında kanser, kalp ve damar hastalıkları ile soğuk algınlığı, ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarına karşı da faydalıdır. Yüksek tansiyona, felce ve özellikle yaşlanmaya bağlı görme bozukluklarına iyi gelir. Hamilelere ve doğacak çocuğa güç verir. Sinirleri yatıştırır ve sakinlik verir. Sindirimi kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür. Hemoroite (Basur) iyi gelir. Yara ve yanıkların iyileşmelerini hızlandırır. Kemikleri ve dişleri güçlendirir. Diş çürümelerini önler. Kolesterolü düşürür. Şeker hastalarına yararlıdır.
Ispanak Nasıl Kullanılır? Ispanak salatalara ve çorbalara katılabileceği gibi yemeği de yapılır. Ispanağı kaynatıp suyunu içmek vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Cilt bakımı için de kullanılır. Ispanak kaynamış süte batırılıp yüze ve boyna maske yapılabilir. Bu maske sivilcelere karşı da yararlıdır. Ispanağın bütün bu yararlarının yanında romatizma, gut hastalığı, eklem iltihabı ve böbrek taşı olanlara tavsiye edilmez.

KABAK: Sarı renkte çiçekler açan sürüngen bir bitki olan kabak oldukça besleyicidir. Özellikle B1 ve C vitaminleri ile potasyum ve fosfor mineralleri açısından zengindir. Ayrıca, bitkisel protein, nişasta ve çinko içerir. Kabak lif açısından da zengin bir besindir.
Kabağın Faydaları: İdrar söktürür ve kabızlığı giderir. Mide ve bağırsakları yumuşatır. Böbrek ve mesane iltihaplarını giderir. Basur ve prostat şikâyetlerini azaltır. Yüksek tansiyonu ve kan şekerini düşürmeye yardımcı olur. Sinirleri yatıştırır. Göğsü yumuşatır ve öksürüğü keser. Kan yapar. Cinsel gücü ve doğurganlığı arttırır. Zihin açar.
Kabak ve Kabak Çekirdeği Nasıl Kullanılır? Yemeği ve tatlısı yapılır. Kabak tohumu kurutularak kabak çekirdeği adıyla kuruyemiş olarak kullanılır. Kabak, sirke ile birlikte sürülürse uyuz kaşıntılarına iyi gelir. Kabak Çekirdeği, bağırsak kurtlarını felç edici özelliği ile bu parazitleri düşürmeye yardımcı olur. 500 gr kadar kabuksuz kabak çekirdeği balla birlikte yendikten 3-4 saat sonra 30-40 gr kadar hint yağı müsilaj olarak içilirse bağırsak kurtlarını dökmekte çok etkili bir yöntem kullanılmış olur. Lapa haline getirilip boğaza sürülürse boğaz ağrılarını giderir, ayrıca lapası kadınlarda görülen akıntıyı da keser. Lifli ve tok tutan bir besin olan kabak aynı zamanda az kalori içerdiği için diyetlerde de sıklıkla kullanılır

KARNABAHAR: Vitamin ve mineraller bakımından zengin bir besindir. A, C, B1 ve B2 vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, fosfor, fosfat ve demir minerallerini içerir.
Karnabaharın Faydaları: Besleyici bir sebze olan karnabahar vücuda güç verir. Zihinsel ve bedensel yorgunluğu giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Beynin çalışmasını destekler. Cinsel gücü ve isteği arttırır. Şeker hastalığında ve romatizmada faydalıdır. Kolesterolü düşürür. Kalp hastalıklarında şikayetleri azaltır. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayarak vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Kabızlığı giderir ve idrar söktürür. Dalak rahatsızlıklarına iyi gelir.
Karnabahar nasıl kullanılır? Lahananın bir çeşidi olan karnabahar, yemeği yapılarak tüketilebilir

MANTAR: Tüm dünyada onbinlerce çeşidi bulunan mantar protein ve demir açısından çok zengindir. Ayrıca, mantarda A, B, D, P ve K vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, fosfor ve bakır mineralleri de bulunur.
window.google_render_ad();
Mantarın Faydaları: İçerdiği Protein değeri sayesinde etin yerini tutar. Bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci arttırır. Göze ve vücuda kuvvet verir. Bedensel ve zihinsel gelişimi destekler. Öğrenme yeteneğini arttırır. Yorgunluğu giderir. Bol miktarda demir minerali içeren mantar, kansızlığa iyi gelir. Kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp ve damar hastalıları ile kalp krizine karşı koruyucu etki gösterir.
Mantar Nasıl Kullanılır? Protein değeri yüksek bir besin olmakla birlikte yağ oranı düşük olduğu için mantar diyetlerde sıklıkla kullanılır. Mantar lezzetli ve besleyici bir besin olmakla birlikte zehirli pek çok türü olduğu için yabani mantar uzman kişiler tarafından toplanmalı ve dikkatli tüketilmelidir. Bu nedenle kültür mantarlarını tercih etmek daha sağlıklı olur. Ayrıca, mantar vücutta üre asidi bıraktığı için Romatizmalılara tavsiye edilmez
Meyvelerde hangi elementler bulunur?
(özellikle aradığınız bir meyve varsa lütfen bildiriniz)

MEYVELER

ELMA: Kırmızı ve yeşil renklerde çok besleyici bir meyve olan elmada A, C, E ve B grubu vitaminlerin yanı sıra kalsiyum, potasyum, magnezyum, fosfor ve sodyum gibi mineraller ve çeşitli organik asitler bulunur. Bu nedenle günde 1 elma dahi günlük vitamin ve mineral ihtiyacının büyük bir kısmını karşılamaya yeterlidir. Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.

PORTAKAL: Başta C vitamini olmak üzere P, B ve E vitaminleri ile fosfor, magnezyum ve potasyum minerali açısından zengindir. Bakır, çinko, demir, bakır ve manganez mineralleri ile protein de bulunur.

MANDALİNA: Ilıman iklimlerde yetişen tatlı, sulu ve hoş kokulu bir meyve olan mandalina, portakal ile benzer özellikler taşır ve özellikle C vitamini açısından zengindir. Ayrıca, A ve B grubu vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, magnezyum, sodyum, demir, brom ve fosfor minerallerini içerir. Mandalinanın kabuğu ise P vitamini açısından zengindir.

MERSİN AĞACI (Myrtus communis): 2-3 metreye kadar boylanabilen, mor renkte meyveleri olan, beyaz çiçekli bir ağaçtır. Yaprakları uçucu yağ, tanen, reçine ve acı madde; meyvesi yine uçucu yağ ve tanen ile şekerler ve organik asitler içerir. Mersin yağı ise terpen, pinen, myrtol gibi maddeler içermektedir.
MUŞMULA AĞACI VE MEYVESİ:beyaz ve pembe renklerde çiçekler açan bir ağaç ve bu ağacın buruk tatlı meyveleridir. Muşmula meyvesi C vitamini ile karoten ve çeşitli mineraller içerir.

MUZ: B6 vitamini, potasyum ve folik asit (B9 vitamini) bakımında çok zengin bir besin olan muzda B1, B2, C, D, E ve P vitaminleri ile magnezyum, bakır, demir ve fosfor mineralleri de bulunur.
Üzüm

ÜZÜM: Dünyanın en yaygın ve sevilen meyvelerinden biri olan üzüm, besin değerleri bakımından da oldukça zengindir. Bol miktarda B vitaminleri ile C vitamini içeren üzüm, E vitamini ile potasyum, kalsiyum, magnezyum, sodyum, fosfor, demir ve kükürt minerallerini de içinde barındırır.

MANGO:Sarı ve turuncu arasında değişen bu hoş kokulu meyvenin tadına en çok olgunken varabilirsiniz. Mümkün olduğunca çiğ olarak tüketin.Besin değeri: C vitamini, Provitamin A ve B vitamininin tüm türlerini içerir. B vitaminleri sinirler, cilt ve saçlar için çok yararlıdır.Önerimiz: Buzdolabında saklamayın. Oda sıcaklığında olgunlaşmasını bekleyin.

LİMON:Limon asidi yönünden zengin olan bu meyve, hazmı kolaylaştırır. Olgunlaşmış limonun suyu ise kalbi güçlendirir.Besin değeri:C vitamini, magnezyum ve bakır içerir. Soğukalgınlığı ve strese karşı birebirdir.Önerimiz: C vitamini oranı daha yüksek olduğundan iyice sararmış olan limonları almayı tercih edin.

ARMUT: Beyaz çiçekli bir ağacın yumuşak, sulu ve tatlı meyvesidir. Armut, sarı-yeşil arası renklerde, lifli, hazmı kolay ve mineral açısından oldukça zengin bir meyvedir.

AVOKADO: Enerji değeri yüksek bir meyve olan Avokado yağ ve protein açısından da oldukça zengindir. Ayrıca bol miktarda A ve E vitamininin yanında B grubu vitaminleri ve potasyum gibi mineralleri içinde barındıran besleyici bir besindir.

AYI ÜZÜMÜ(Vaccinium arctostaphylos): 2 metreye kadar boylanabilen, kırmızı çiçekli, meyveleri siyahımsı renkte bir bitki olan Ayı Üzümü, Trabzon Çayı olarak da bilinir. İçerisinde çeşitli organik asitler, tanen ve arbutin bulunur.

AYVA: İri ve pembe renkte çiçekler açan ayvanın meyvesi sarı renkli, tüylü, ufak çekirdekli, iri ve serttir. Ayva, özellikle A ve B vitaminleri açısından oldukça zengin bir meyvedir.

ÇİLEK: Pembe renkli ve kokulu bir bitki olan çilek oldukça yararlı ve besleyici bir meyvedir. Çilekte bol miktarda demir ve fosfor bulunmaktadır. Ayrıca C, B ve K vitamini açısından da zengindir. Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.

CEVİZ:Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Bitki bilimcilere göre bol miktarda A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif madde içeren cevizin hem içi, hem ağacının kabukları hem de yaprakları pek çok sağlık sorununa iyi geliyor. Her sabah kahvaltıda bir miktar ceviz içi yenmesinin zekayı geliştirdiğini belirten uzmanlar, yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü artırdığını belirtti. Vücudu besleyip güçlendiren cevizin yararlarından bazıları şöyle sıralanıyor: ? Nasırlar üzerine konulan ceviz yağı zamanla bunların yok olmasını sağlar. ? Taze dalların kabukları ve meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılarak elde edilen sıvı mideyi kuvvetlendirir. ? Ceviz yapraklarından yapılan çay iştah açar, mideyi kuvvetlendirir, boğaz hastalıklarına iyi gelir. ? Bir miktar ceviz yaprağı banyo suyuna karıştırılırsa cilt hastalıklarına iyi gelir. ? Ceviz yaprakları pişirilerek çıbanların üzerine sarılırsa iyileşmesini sağlar. ? Ceviz yağı yüz lekelerinin üzerine sürülüp masaj yapılırsa lekeler yok olur.

ÇOBAN ÜZÜMÜ (Vaccinium myrtillus): Yeşilimsi renklerde çiçekler açan, meyveleri koyu kırmızı olan, ortalama 30 cm boyunda bir bitkidir. Meyvesi çeşitli meyve asitleri, A ve C vitaminleri ile pektin, tanen, şekerler ve boya maddesi içerir. Yaprakları ise tanen, arbutin ve hydrochinon barındırır.

ERİK: A, C ve B grubu vitaminleri ile potasyum, magnezyum, fosfor ve demir mineralleri açısından zengin bir meyvedir.

GREYFURT (Citrus paradisi): Bol miktarda C vitamini barındırmasının yanında, A ve B gurubu vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, magnezyum, bakır, sodyum ve fosfor mineralleri açısından da zengin bir meyvedir.

HURMA AĞACI VE MEYVESİ (Phoenix dactylifera): Dekoratif yapraklı bir palmiye türü olan Hurma Ağacı, tropikal ve ılıman iklimlerde yetişen bir ağaçtır. Besleyici değeri oldukça yüksek olan Hurmanın meyvesi, en temel vitaminleri, özellikle de B9 yani Folik Asit, ve proteinleri bünyesinde barındırır. Ayrıca kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, demir ve sodyum mineralleri ile meyve şekeri açısından da zengin bir besindir.Hurma Bugüne dek kalp ve damar hastalıklarından korunmada elmanın sihirli gücü biliniyordu. İsrailli bilimadamları kalbin gerçek dostunun hurma olduğunu kanıtladı. İsrailli bilim adamları, hurmanın, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önerilen elmadan daha etkili olduğunu açıkladılar. İsrail’de yapılan bir araştırmada, elma ve hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğunu söyleyen bilim adamları, elmada daha fazla bakır ve çinko bulunduğunu, buna karşılık hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir miktarlarının elmadan iki kat fazla olduğunu belirttiler. Bilim adamları, düzenli yenilmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğunu kaydettiler

İNCİR: Çok lifli bir besin olan incir A, C ve B vitaminlerinin yanında sodyum, potasyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum ve demir mineralleri açısından oldukça zengindir. Ayrıca, özellikle kuru incirde omega-3 ve omega-6 yağ asitleri ve protein bulunur.

KARPUZ: Sıcak yaz günlerinde içerdiği su oranı ile susuzluğa ilaç gibi gelen karpuz daha çok sıcak iklimlerde yetişen, sarı renkli çiçekler açan, iri meyveli bir bitkidir. Karpuzun kalori oranı düşüktür. %90�ı su olan Karpuz, vücudun sıvı ihtiyacını büyük oranda karşılamasının yanında, B ve C vitamini ile sodyum, kalsiyum, potasyum ve demir mineralleri açısından zengin bir meyvedir.

KAVUN: Büyük yapraklı, sarı çiçekli, sürüngen bir bitki olan kavun sulu ve kokuludur. Kavun meyve olarak çok yenildiği gibi tohumları (çekirdekleri) de tıbbi olarak kullanılmaktadır. Olgun kavunların çekirdekleri kurutulur. Çekirdekler halk tababetinde öksürüğe karşı (çekirdekleri suda, suyu yarıya ininceye kadar kaynatılıp içilmesiyle) kullanılır. Ayrıca kavun, sinirleri yatıştırır, böbreklerdeki kanı temizler, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Barsaklarda ülser ya da iltihab olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.Bol miktarda su barındırmasının yanında A ve C vitaminlerince de zengin bir besindir. Ayrıca iyot ve krom gibi mineralleri de içinde barındırır.

KAYISI: A, B, C ve P vitamini açısından zengin bir meyve olan kayısı aynı zamanda bol miktarda demir içerir. Ayrıca magnezyum, kalsiyum, fosfor, kükürt, bakır, krom ve manganez mineralleri açısından da zengindir. Çekirdeklerinden yağ elde edilir. Etli meyvesi şeker, organik asitler ve C vitamini ihtiva etmesi bakımından önemlidir. Çekirdek içinden elde edilen yağ badem yağı yerine, yaprakları derelerde balıkları sersemleterek tutmak için kullanılır.

KIZILCIK: 5-6 metre yüksekliğinde, çalı şeklinde sarı çiçekli bir ağaç olan kızılcık ağacının kırmızı renkli ve oval meyvesi C vitamini açısından çok zengindir.

KİRAZ: A, C ve B vitaminleri ile potasyum, magnezyum, sodyum, kireç, çinko ve demir mineralleri bulunan kiraz, sulu ve şekerli bir meyvedir. Aspirin yerine kiraz Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor. Michigan eyaletinde yaşayanlar, bu yörede çok yetiştiğinden, bol bol kiraz yiyorlar. Kimileri bu meyvenin gut ve mafsal iltihabından kaynaklanan ağrılara birebir olduğunu ileri sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi’nden Muraleedharan Nair kirazda bulunan ve ”antosiyanin” olarak bilinen kırmızı renkteki kimyasalların bu etkiyi yaratabileceğine dikkat çekiyor. Nair ve ekibi genelde uygulanana deneylerden yararlanarak söz konusu belişimlerin aspirin ve ibuprofen gibi ağrı kesicilerde bulunan enzimleri içerip içermediğini araştırdı. Ardından kimyasalların serbest radikallerin zararlı etkilerini yok edici özelliklerini inceleyerek bunları vitaminlerle karşılaştırdı. Sonuçta, 20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Nair’e göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. Nair kirazdaki antosiyaninin tablete dönüştürülmesine çalışıyor.

KİVİ: A ve C vitaminleri ile potasyum açısından çok zengin bir meyve olan kivi, ayrıca kalsiyum, demir ve magnezyum gibi mineraller açısından da zengindir. Besleyici değeri yüksek bir besin olan kivinin bir tanesi ile günlük A ve C vitamini ihtiyacı karşılanabilmektedir. Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

KORUK: Olgunlaşmamış ham üzüme koruk, diğer adıyla ekşi üzüm denir. Ekşi tadı içeriğindeki elma asidi ve tartarik asitten kaynaklanmaktadır. Ayrıca, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi mineraller içerir.

KUŞBURNU: Başta C vitamini olmak üzere bol miktarda vitamin ve mineral içeren çok besleyici bir besindir.

NAR: Potasyum ve demir minerali ile C vitamini açısından çok zengin bir meyve olan nar, B1, B2 vitaminleri ile kalsiyum ve fosfor minerallerini de barındırır.

ŞEFTALİ: B ve C vitaminleri ile potasyum açısından zengin bir meyvedir. Ayrıca A vitamini ile kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir ve fosfor minerallerini de barındırır.

VİŞNE: Kiraza benzeyen ve tadı kiraz tadından daha ekşi olan bir meyvedir. Tam bir vitamin ve mineral deposu olan vişne, A ve C vitaminleri ile sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor mineralleri açısından zengindir. Kiraz vişne ile benzer özellikler taşır.

AHUDUDU:Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.

AYVA:İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.
YERELMASI:Şeker hastaları için faydalıdır. Besleyicidir. Vücudun direncini arttırır. Kabızlığı giderir.

KESTANE:Kabuklarının suda kaynatılması ile elde edilen çay, ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.

HİNDİSTAN CEVİZİ:İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir

FINDIK:Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar.

DUT:Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.Fructus Mori nigri Meyvalardan hazırlanan şurup, gargara halinde, ağız ve boğaz hastalıklarına (pamukçuk) karşı kullanılır.

BADEM ve BADEM YAĞI: Pembe ve beyaz renklerde çiçekler açan Badem Ağacının meyvesi, olgunlaştıktan sonra sert bir kabukla kaplanır. Acıbadem ve Tatlı badem olmak üzere başlıca iki çeşidi vardır. Bademin, diğer kabuklu yemişler gibi, besin değerleri son derece yüksektir. İçerisinde bol miktarda E Vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve fosfor bulunmaktadır. Bademin ezilerek yağı elde edilir.

ÇAMFISTIĞI:Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.



SEBZELERİN BESLENME VE SAĞLIK AÇISINDAN ÖNEMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ

A)SEBZELERİN GIDA DEĞERİ

İnsan beslenmesinde kullanılan besin maddeleri hayvansal ve bitkisel olarak iki grupta toplanmaktadır.Bugün insan beslenmesinde en büyük rolü bitkisel besin maddeleri içermektedir.Daha önceleri insan beslenmesinde karbonhidrat,yağ ve protein önemli olarak değerlendirilmesine karşılık insan sağlığı üzerine yapılan çalışmalar sonucunda bunlar kadar,mineral maddeler,selüloz,vitaminler,tat ve koku maddeleri,aromaların önemi ortaya çıkmıştır.Bu nedenle sebzelerin insan beslenmesindeki önemi artmıştır.

1)KARBONHİDRATLAR

Bazı sebzelerde kalori veren maddelerin esasını karbonhidratlar oluşturmaktadır.Kitin,selüloz ve hemiselüloz gibi maddeler karbonhidrat içeren fakat az veya hiç sindirilemeyen maddelerdir.Buna karşın glikoz,nişasta dekstrin,pektin gibi karbonhidratlar az veya çok sindirilebilmektedir.Bu maddelerden en önemlisi nişasta olup kök,yumru gibi depo organları bulunan sebzelerde önem kazanmaktadır.Karbonhidrat bakımından zengin olan maddeler içerisinde havuç,alabaş,kök maydanozu,turp,kök kerevizi,tatlı patates,yer elması,soğan,sarımsak sayılabilir.

2)PROTEİNLER

İnsan beslenmesinde oldukça önemi olan maddelerdir.Bu maddenin eksikliği insanda vücut rahatsızlıklarına neden olmakta,kalp ve damar sertliği olan hastalara hayvansal proteinler yerine insan vücudunda depolanmadığı için bitkisel proteinler bu tür rahatsızlığı olan hastaların rahatça alabilecekleri tek protein kaynağıdır.Sebzeler protein bakımından fakir,ancak proteinlerin sentezinde önemli rolü olan amino asitlerce zengindir.Tanesi yenen fasulye,börülce,bakla gibi sebzelerle mantarlar protein yönünden zengin sebzelerdi.Diğer yandan yaprağı ve çiçeği yenen sebzeler(lahana,salata,brokoli,karnabahar vb.)amino asitlerce zengindir.Mantarlar %3-8 oranında protein içerikleri ile en zengin sebzelerdir.Mantar proteinin %70 sindirilebilir olup %2-6′lık protein doğrudan insan vücudu tarafından kullanılabilmektedir.Etlerde %9-15,yumurtada %7-9,sütte %3-4 oranında protein olup,ancak %30-60′ı sindirilebilmektedir.Bu durumda vücuda alınan protein bakımından mantarlar,et-süt ve yumurta gibi hayvansal besinler arasındaki fark oldukça azdır.İnsan vücudunda depolanmadıkları için bitkisel proteinler her zaman sağlık açısından tercih edilmektedir.
Not:Bazı önemli sebzelerin temel amino asitler bakımından içerikleri TABLO 1’de belirtilmiştir.

3)YAĞLAR

Yağlar kalori yönünden en zengin maddelerdir.Protein ve karbonhidratlara oranla daha fazla kalori verirler.Her gün belirli miktarda yağ alınması vücudun onarımı ve gelişimi için gereklidir.Fakat sebzeler ham yağ bakımından oldukça fakirdir.Sebzelerde mevcut doymuş yağ asitleri daha çok tohumlarda,tohumu yenen sebzelerde ve yaprağı yenen sebzelerde ,yaprak ve meyve kabuklarında bulunmaktadır.

4)SELÜLOZ

Kütin,selüloz ve hemiselüloz sebzelerde genellikle sindirilemeyen maddeler olup vücuttan dışarı atılır.Fakat bu maddeler sindirilmeden dışarı atılırsa da vücutta bağırsakların genişlemesine ve sindirim artıklarının kolaylıkla dışarı atılmasını sağlamaları yönünden tüm diyet programlarında yer almaktadır.Bu nedenle sağlıklı beslenme programlarında ve sindirim bozukluğu olan kişilerde bu maddelerce zengin sebzeler önem kazanmaktadır.

5)MİNERAL MADDELER

Sebzeler demir,kalsiyum, fosfor,magnezyum,potasyum,sodyum,kükürt,silis,iyot ,arsenik, ve bakır gibi çeşitli madeni maddeler içerir.Mineral maddeler yapısal maddeler olduğundan organ ve organel oluşumu yanında bunların fonksiyonlarının düzenlenmesinde ve dayanıklık mekanizmasının oluşumunda katkı sağlarlar.Bu maddeler;-Vücut iskeletinin yapı taşı olarak sağlamlığını sağlar.-Vücut su konsantrasyonunu,osmatik basıncını ayarlar.Ayrıca hemoglobin,ferment ve hormonların yapısında ve bunların vücut tarafından yapılmasında ve kullanılmasında rol oynarlar.

a)DEMİR;Alyuvarların yapılmasında kullanılır,azlığında kansızlık,zafiyet,gelişme bozuklukları meydana getirir.Vücudun kanser ve vereme karşı direnci azalır.Demirin fazla bulunduğu sebzeler içerisinde fasulye,bezelye,lahana,soğan,pırasa,marul havuç ve tere önemlileridir.

b)FOSFOR;Kemiklerin yapımında kullanılır.Sindirim sisteminin ve beynin esas maddesidir.Kan hücreleri için önemlidir.Azlığında sinir hastalıkları,zafiyet,tüberküloz ve kansızlık meydana getirir.Daha çok marul,soğan,ıspanak,fasülye,bezelye,sarımsak,pıras a,domates,lahana ve hıyarda bol miktarda bulunmaktadır.

c)KALSİYUM;Kemiklerin esas yapı maddesini teşkil eder.Gelişme döneminde,orta ve yaşlı insanların vücutlarının onarımında önemlidir.Noksanlığında kanser,verem,apse ve iltihaplar,adenit ve gut hastalıkları ortaya çıkar.Fazla bulunduğu sebzeler arasında fasulye,bezelye soğan,marul,pırasa,havuç,lahana,patates,ıspanak,şa lgam ve çilek sayılabilir.

d)MAĞNEZYUM; Kemiklerin yapımında rol oynar,hazmı kolaylaştırır,mide ve bağırsak faaliyetini artırır.Azlığında kanser,verem,şeker ve sinir hastalıkları meydana gelir.Havuç,patates,pancar,ıspanakta bol miktarda bulunur.

e)POTASYUM;Kanın yapımında kullanılır, alkali olmasını sağlar ve kalbin çalışma düzenini kuvvetlendirir.Böbrekleri çalıştırır.Fasulye,bezelye,ıspanak,lahana,pırasa,m arul,kıvırcık,baş salata,havuç ve soğanda bulunur.

f)SODYUM; Mide rahatsızlığını önler,bağırsakları çalıştırır.Fasulye,kıvırcık,marul,havuç,pırasa,soğ an ve lahanada bulunur.

g)SİLİS; Damarların yapısında kullanılarak sağlamlığı sağlar,kemiklerin oluşmasında kullanılır,damar sertliği romatizma,deri ve saçların sağlıklı kalıp korunması bol silis alınması ile olur.Lahana,karnabahar,sarımsak,bezelye ve fasulyede bulunur.

h)İYOT; Tiroid bezinin çalışmasında gerekli bir maddedir.Şişmanlığı önler,bronşit,verem,romatizma ve bazı deri hastalıklarına karşı vücudu korur.Domates,fasulye,soğan,ıspanak,sarımsak,tere, şalgam,lahana,havuç ve turpta bulunur.
NOT:Bazı önemli sebzelerin besin maddesi içerikleri TABLO 2’de belirtilmiştir.

6)VİTAMİNLER

Sağlık olarak kabul edilen sebzelerin her biri çeşitli vitaminleri içermekte ve sadece bu özellikleri nedeniyle önemleri artmaktadır.Bir çok vitamini insan vücudu sentezleyemediği için bunların dışarıdan alınması gerekmektedir.Bu nedenle sebzeler içerdikleri A(Karoten),B,B1(thiamine),B2(Riboflavin),B6(Niasin ),B12,PP,H,C,E,K vitaminleri yönünden çok önemlidir.Sebzeler D vitaminince fakir sayılmaktadırlar.

a) A VİTAMİNİ;Havuç,salata ve marul,ıspanak,pazı,tere,brüksel lahanası,beyaz baş lahana,domates ve yeşil biberde bolmiktarda bulunmaktadır.A vitamini azlığı,kemiklerin sağlam olmamasına,görmenin azalmasına,cildin kurumasına,saçların dökülmesine,tansiyon yükselmesine neden olur.A vitamini oksijenle temas edince hemen bozulur.Bir insan günde 5000 I.B(1 I.U=0.0002 mg) A vitamini almalıdır.

b) B2 VİTAMİNİ;Ispanak,lahana,domates ve bezelyede bulunmaktadır.Noksanlığında sinir bozukluğu,kulak çınlaması,kulak ağrısı,kalp çarpması,tansiyon düşmesi,peklik,nevralji meydana gelir.Vücutta madde alış-veriş düzeni bozulur,sindirim anında nişastalı ve şekerli gıdaların sindirimi güçleşir ve vücutta kullanılması azalır. Bir insana günde 1.5 mg B2 vitamini gereklidir.

c) B6 VİTAMİNİ;Lahana ve ıspanakta bol miktarda bulunur.Kanın oksijen taşınmasında,midenin çalışmasında,kanın alyuvarlarının korunmasında,sinir sisteminin normal çalışmasında,Bellagra hastalığının tedavisinde kullanılır.Bir insan günde 15 mg almalıdır. B6 vitamini, bütün sebzelerde az veya çok bulunur.Azlığında kansızlık,sinir yıpranması,kalp zayıflamasına neden olur.

d) C VİTAMİNİ;İnsan vücudu tarafından sentezlenemediği ve fazlası insan vücudunda depolanamadığı için mutlaka düzenli alınması gereken vitaminlerdendir.Lahana,karnabahar,yeşil soğan,ıspanak,marul,domates,taze yeşil fasulye,yeşil biberde bol miktarda bulunur.Azlığında saç dökülmesi,halsizlik,dirençsizlik,diş kanamaları,skorpit,tansiyon yükselmesi meydana gelir.Bir insan günde 10-15 mg C vitamini almalıdır.

e) E VİTAMİNİ;Marul,su teresi ve patateste bol miktarda bulunur.Üreme sistemi için etkisi büyüktür,ayrıca yaşlılığın geciktirilmesi yeni hücre ve dolayısıyla dokuların yapımında görevi vardır.Yetersizliğinde kısırlığa neden olur,erkeklerde cinsel güç azalır,sinir ve adale kasılmaları başlar.

f) D VİTAMİNİ;Sebzeler D vitaminince fakir olmalarına rağmen,beyaz baş lahana,taze bezelye,yeşil biber,patates,ıspanak,domates ve turp diğer sebzelere nazaran daha fazla D vitamini içerirler.

g) K VİTAMİNİ;Ispanak,lahana,karnabahar,havuç,patates ve domateste bolca bulunur.Kanın pıhtılaşmasını sağlar,azlığında kanamalar meydana gelir, özellikle dil,burun,mide ve bağırsaktaki kılcal damarlar çatlar ve kan durdurulamaz.

h) H VİTAMİNİ;Bazı sebzelerde bulunur.Azlığında deri hastalıkları meydana gelir.Yağların sindirilmesine yardım eder.

ı) PP VİTAMİNİ;Lahana,ıspanak,marul,kıvırcık ve yeşil biberde bulunur.Damarların sağlam,esnek olmasını ve kanamanın durmasını sağlar.
NOT:Bazı önemli sebzelerin vitamin ve mineral içerikleri TABLO 3’de belirtilmiştir.

7)HORMON VE ENZİMLER

Hormonlar vücut içinde madde alış verişinde ve organizmanın düzenli çalışmasında etkilidir.vücut tarafından yapılır,hasta olana kimselerde hormon oluşumu azalır ve dengesiz bir hal alır.Enzimler,insan metabolizmasındaki tüm biyokimyasal ve kimyasal değişimleri başlatan ve düzenleyen maddelerdir ve sebzelerde çok değişik yapılarda enzimler bulunmaktadır.Bu yönden yaprağı ve yumrusu,kökü yenen sebzeler zengindir.

8)TAT VE AROMA MADDELERİ

Sebzelerde tat ve aromayı organik asitler,eterik yağlar,tuzlar ve karbonhidratlar meydana getirir.Organik asitlerden önemli olan okzalik asit kabak,ıspanak,fasulye,patates, domateste bulunur.Malik asit(elma asidi)domates,salata,ıspanak,karnabaharda bulunur.Sitrik asit(limon asidi)salatada bulunur.Tartarik asit(şarap asidi)kırmızı pancarda bulunur.Laktik asit(süt asidi) turşusu yapılmış lahana ve hıyarda bulunur.Bunun dışında sikimik asit,suksinik asit,piruvik asit gibi bazı organik asitlerde sebzelerde bulunmaktadır.Bu asitlerden dikkat edilmesi gereken okzalik asittir.Belli seviyenin üzerine çıkması,vücut için zehirlenme ve böbrek taşları gibi sakıncaları ortaya çıkar.Pişirme esnasında kalsiyum ile birleşerek serbest asit haline dönüşür vücutta kalmayarak kolayca dışarı atılır.Diğer bir asitte ürik asittir.birikme halinde vücutta önce şişme ve daha sonra zehirleyip ölüme neden olur.Sebzelerdeki kokunun esas kaynağı eterik yağlardır.İçlerinde kükürt bulunup bulunmamasına göre ikiye ayrılır.Kükürt içeren eterik yağ Pastinake’dir.Kök maydanozu,havuç ve yaprak ve kök kerevizinde bulunur.Kükürt içeren eterik yağlar da ikiye ayrılır.İçinde azot bulunan ve bulunmayan eterik yağlar.Azot içeren eterik yağlar fındık ve bayır turbu,lahana,soğan ve sarımsakta;azot ihtiva etmeyen yağlar ise pırasa ve kuşkonmazda bulunur.Bunun dışında özellikle tohumu yenen sebzelerde phytate,hemen hemen yalnızca bitkilerde ve özellikle de tohumlarda bulunur.Kuru bezelye ve fasulyelerde pişme kalitesi phytic asit ve kalsiyum miktarına bağlıdır.Zira orta lamelladaki pektin,erimeyen kalsiyum ve mağnezyum pektat formlarında olduğundan pişmeyi kötü etkiler.Sebzelerin içerdikleri tat maddeleriUçucu tat maddeleri;Aromatik karbonhidratlar terepenler,aldehitler,asetatlar,ketonlar,asitler,a lkoller,esterler ve sülfür bileşiklerdir.Uçucu olmayan tat maddeleri;Şekerler,amino asitler,çeşitli organik asitler ve lipidler olmak üzere ikiye ayrılır.Sebzelerin ısıtılmaları uçucu tat maddelerinin artmasına neden olur.Pişmekte olan karnabahar,lahana yemekleri buna örnek verilebilir.Dondurma sırasında ise ısıtmanın tam tersi uçucu tat maddelerinin %75 oranında azaldığı saptanmıştır.Zira donma sırasında da uçucu karbonil bileşikleri oluşmaktadır.Soğan,sarımsak önemli kükürtlü tat bileşikleri içerirler.Bunlar thioller,sülfidler,disülfidler,trisülfidler ve thiosulfinatlardır.Allicin taze sarımsaktaki en önemli tat maddesini oluşturur ve yapısı şöyledir:2 - propenyl - 2 propenethiosulfinateKurutulmuş sebzelerde uçucu tat maddelerinin %98 oranında azaldığı sanılmaktadır.Zira kurutulmuş ve taze soğanlar arasında disülfit farkı çok büyüktür.Curucifera(lahanagiller) familyasındaki bitkilerde tadı belirleyen kimyasal maddenin ne olduğu kesin olarak saptanamamıştır.Ancak bu sebzelerin tadında sülfir bileşiklerinin önemli rolü oynadığı da bilinenler arasındadır.Havuç köklerindeki tat maddeleri hidrokarbonlar,alkoller,esterler,eterler ve kükürtlü bileşiklerdir.Maydanozun tadı ise taze yapraklarında bulunan 3 doğal bileşiğe bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.Bunların en önemlisi şudur:1,3,8 - p - menthatriene.Hıyarda tat veren maddeler ise şunlardır:Trans - 2 - cis - 6 - nonadianel ve kısmende Trans - 2 hexenal ile n - hexenal dır.Hıyara acılık veren madde: Glucoside - cucurbitacin dir.

B)SEBZELERİN DEĞERLENDİRİLME ŞEKİLLERİ

Sebzeler insan beslenmesi açısından çok farklı şekillerde değerlendirilmektedir.İnsan toplumlarının geleneksel değerlendirilmeleri yanında teknolojik gelişmeler ve farklı lezzet,mutfakta çeşitlilik istekleri sonucunda yeni değerlendirilme şekilleri de yaygınlaşmaktadır.Diğer yandan insanların her türlü sebzeyi tüm yıl boyunca tüketme istekleri bu değişimde önemli rol oynamıştır.Değerlendirme şekilleri bakımından sebzeler;• Taze olarak,• Çeşitli konserveler halinde,• Sebze suları,• Sebze tozları,sebze kurutmaları,• Sebze turşuları,• Dondurulmuş sebzeler,• Reçel olarak,• Salça olarak değerlendirilmektedir.

C)SEBZELERİN İLAÇ OLARAK DEĞERLENDİRİLMELERİ

Sebzelerin ilaç olarak kullanılmaları çok eskilere dayanmakla beraber bu gün bile sebzelerin kök,gövde,yaprak,çiçek,meyve,tohum v.b kısımlarından lapalar yapılarak ilaç olarak kullanılmaktadır.Örneğin domates;çıban düşmesine,arı sokmasına,diken ve cam batmasına,nasır ve siğillerin giderilmesine,sarılık hastalığında,karaciğer ve romatizma hastalıklarında tedavi için kullanılır.Lahananın;karaciğer ve böbrek hastalıklarına iyi geldiği;Fasulye suyunun idrar söktürdüğü ve taş yapımını önlediği,böbrek çalışmasını hızlandırdığı;biber suyunun romatizmaya iyi geldiği;soğan,sarımsak,ebegümeci,maydanoz ve nanenin halk arasında çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir.Özellikle sarımsak ve taze soğanın son yıllarda damar sertliğinin giderilmesi,kan yoğunlaşmasının önlenmesi,kanserin meydana gelmemesi için büyük çapta kullanıldığı bir gerçektir.Sebzelerin bu özellikleri son yıllarda gelişme gösteren alternatif tıp kapsamında geniş bir şekilde kullanılmalarını doğurmuştur.

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİZİRAAT FAKÜLTESİBAHÇE BİTKİLERİ BÖLÜMÜGENEL SEBZECİLİK DERS NOTLARI